Meyve Suyu Hakkında Her Şey

Halk arasında meyve suyu ve benzeri içeceklerin tümü ‘meyve suyu’ olarak adlandırılır. Ancak söz konusu içecekler, meyve oranına göre farklı kategorilere ayrılır. Türk Gıda Kodeksi’ne uygun olarak 4 kategori tanımlanmıştır. Bunlar sırasıyla aşağıdaki gibidir:

Meyve suyu (Yüzde 100 oranında meyve)
Meyve nektarı (Yüzde 25 – Yüzde 99)
Meyveli içecek (Yüzde 10 – Yüzde 24)
Aromalı içecek (Yüzde 10’dan az)

Yukarıda da bahsedildiği gibi, çok uzun yıllar meyve suyu içeriği dikkate alınmadığı için, her türlü meyveli içecek ‘meyve suyu’ olarak adlandırılmıştır. Şu anda yasa ile tariflenmiş olmasına rağmen, tüketicinin zihninde ‘meyve suyu’ ile nektar, meyveli içecek ve aromalı içecek kavramları birbirine karışabilmektedir. Bu karışıklığı bertaraf etmek ve tüketiciyi en doğru şekilde bilgilendirmek amacıyla meyve suyu üreticileri etiketlerinde ‘meyve suyu’ yerine ‘Yüzde 100 meyve suyu’ yazmayı tercih etmişlerdir.

Halk arasında meyve suyu ve benzeri içeceklerin tümü ‘meyve suyu’ olarak adlandırılır. Ancak söz konusu içecekler, meyve oranına göre farklı kategorilere ayrılır. Türk Gıda Kodeksi’ne uygun olarak 4 kategori tanımlanmıştır. Bunlar sırasıyla aşağıdaki gibidir:

Meyve suyu (Yüzde 100 oranında meyve)
Meyve nektarı (Yüzde 25 – Yüzde 99)
Meyveli içecek (Yüzde 10 – Yüzde 24)
Aromalı içecek (Yüzde 10’dan az)

Yukarıda da bahsedildiği gibi, çok uzun yıllar meyve suyu içeriği dikkate alınmadığı için, her türlü meyveli içecek ‘meyve suyu’ olarak adlandırılmıştır. Şu anda yasa ile tariflenmiş olmasına rağmen, tüketicinin zihninde ‘meyve suyu’ ile nektar, meyveli içecek ve aromalı içecek kavramları birbirine karışabilmektedir. Bu karışıklığı bertaraf etmek ve tüketiciyi en doğru şekilde bilgilendirmek amacıyla meyve suyu üreticileri etiketlerinde ‘meyve suyu’ yerine ‘Yüzde 100 meyve suyu’ yazmayı tercih etmişlerdir.

Halk arasında meyve suyu ve benzeri içeceklerin tümü ‘meyve suyu’ olarak adlandırılır. Ancak söz konusu içecekler, meyve oranına göre farklı kategorilere ayrılır. Türk Gıda Kodeksi’ne uygun olarak 4 kategori tanımlanmıştır. Bunlar sırasıyla aşağıdaki gibidir:

Meyve suyu (Yüzde 100 oranında meyve)
Meyve nektarı (Yüzde 25 – Yüzde 99)
Meyveli içecek (Yüzde 10 – Yüzde 24)
Aromalı içecek (Yüzde 10’dan az)

Yukarıda da bahsedildiği gibi, çok uzun yıllar meyve suyu içeriği dikkate alınmadığı için, her türlü meyveli içecek ‘meyve suyu’ olarak adlandırılmıştır. Şu anda yasa ile tariflenmiş olmasına rağmen, tüketicinin zihninde ‘meyve suyu’ ile nektar, meyveli içecek ve aromalı içecek kavramları birbirine karışabilmektedir. Bu karışıklığı bertaraf etmek ve tüketiciyi en doğru şekilde bilgilendirmek amacıyla meyve suyu üreticileri etiketlerinde ‘meyve suyu’ yerine ‘Yüzde 100 meyve suyu’ yazmayı tercih etmişlerdir.

Halk arasında meyve suyu ve benzeri içeceklerin tümü ‘meyve suyu’ olarak adlandırılır. Ancak söz konusu içecekler, meyve oranına göre farklı kategorilere ayrılır. Türk Gıda Kodeksi’ne uygun olarak 4 kategori tanımlanmıştır. Bunlar sırasıyla aşağıdaki gibidir:
Meyve suyu (Yüzde 100 oranında meyve)
Meyve nektarı (Yüzde 25 – Yüzde 99)
Meyveli içecek (Yüzde 10 – Yüzde 24)
Aromalı içecek (Yüzde 10’dan az)
Yukarıda da bahsedildiği gibi, çok uzun yıllar meyve suyu içeriği dikkate alınmadığı için, her türlü meyveli içecek ‘meyve suyu’ olarak adlandırılmıştır. Şu anda yasa ile tariflenmiş olmasına rağmen, tüketicinin zihninde ‘meyve suyu’ ile nektar, meyveli içecek ve aromalı içecek kavramları birbirine karışabilmektedir. Bu karışıklığı bertaraf etmek ve tüketiciyi en doğru şekilde bilgilendirmek amacıyla meyve suyu üreticileri etiketlerinde ‘meyve suyu’ yerine ‘Yüzde 100 meyve suyu’ yazmayı tercih etmişlerdir.

100 gram meyvenin vitamin ve mineral miktarı ne kadarsa 100 gram meyve suyununki de o kadardır.
Bilimsel araştırmalara göre 100 gram poratakal suyu; 170 mg potasyum, 15 mg kalsiyum, 16 mg fosfor, 54 mg C vitamini, 90 µg B1 vitamini, 20 µg B2 vitamini ve 0.3 mg niyasin vd besin ögelerini içermektedir..

Bilimsel bulgular, kilo yönetiminde yaşam stili ve gıdalarla ilgili tercihlerin önemini ve meyve suyunun, bu konudaki farklı görüşlerin aksine, sağlıklı gıdalarla birlikte tüketildiğinde, kilo yönetimine yarar sağlayabildiğini gösterir niteliktedir.

Brezilya Sao Paulo Devlet Üniversitesi (UNESP), Eczacılık Fakültesi, Gıda ve Beslenme Departmanı’nın Beslenme Laboratuvarınca gerçekleştirilen bir araştırma, düşük kalori diyetiyle birlikte portakal suyu tüketiminin, kilo kaybına ve obeziteye ilişkin göstergelerde düzelmeye yarar sağladığını göstermiştir (https://www.nutritionjrnl.com/article/S0899-9007(17)30004-7/fulltext).

Ayrıca, Avrupa’da 7 ülkede, 1441 yetişkinin katılımıyla düzenlenen Food4Me isimli bir diğer araştırmanın bulguları, meyve suyu tüketiminin, daha düşük beden kütle indeksi değerleriyle istatistiksel açıdan anlamlı olduğunu göstermiştir (https://www.nature.com/articles/s41430-017-0004-y).

Bilimsel bulgular, kilo yönetiminde yaşam stili ve gıdalarla ilgili tercihlerin önemini ve meyve suyunun, bu konudaki farklı görüşlerin aksine, sağlıklı gıdalarla birlikte tüketildiğinde, kilo yönetimine yarar sağlayabildiğini gösterir niteliktedir.

Brezilya Sao Paulo Devlet Üniversitesi (UNESP), Eczacılık Fakültesi, Gıda ve Beslenme Departmanı’nın Beslenme Laboratuvarınca gerçekleştirilen bir araştırma, düşük kalori diyetiyle birlikte portakal suyu tüketiminin, kilo kaybına ve obeziteye ilişkin göstergelerde düzelmeye yarar sağladığını göstermiştir (https://www.nutritionjrnl.com/article/S0899-9007(17)30004-7/fulltext).

Ayrıca, Avrupa’da 7 ülkede, 1441 yetişkinin katılımıyla düzenlenen Food4Me isimli bir diğer araştırmanın bulguları, meyve suyu tüketiminin, daha düşük beden kütle indeksi değerleriyle istatistiksel açıdan anlamlı olduğunu göstermiştir (https://www.nature.com/articles/s41430-017-0004-y).

Diyabet hastalarının ve şeker düzeyini sürekli kontrol altında tutması gereken kişilerin, en uygun gıda diyeti için doktorlarına düzenli olarak danışması önerilir. Gıdaların kan şekerini yükseltme hızının göstergesi olan glisemik indeks, besinlerde bulunan karbonhidrat miktarına göre hesaplanır. Buna göre, değeri 55’den altındaki gıdalar düşük, 55-69 arasında olanlar orta, 70’den fazla olanlar yüksek olarak sınıflandırılır. Meyvelerin kendisi gibi, sadece meyve içeren %100 meyve suları, glisemik indeks değeri düşük, doğal şeker içeren gıdalar arasında yer alır. Meyvenin kendisinde ve %100 meyve suyunda doğal olarak bulunan früktozun, yani meyve şekerinin glisemik indeksi 23’tür. Portakalın glisemik indeksi 48’dir. Bu doğrultuda, %100 portakal suyunun glisemik inseksi de aynıdır.

Diyabet hastalarının ve şeker düzeyini sürekli kontrol altında tutması gereken kişilerin, en uygun gıda diyeti için doktorlarına düzenli olarak danışması önerilir.

Gıdaların kan şekerini yükseltme hızının göstergesi olan glisemik indeks, besinlerde bulunan karbonhidrat miktarına göre hesaplanır. Buna göre, değeri 55’den altındaki gıdalar düşük, 55-69 arasında olanlar orta, 70’den fazla olanlar yüksek olarak sınıflandırılır. Meyvelerin kendisi gibi, sadece meyve içeren %100 meyve suları, glisemik indeks değeri düşük, doğal şeker içeren gıdalar arasında yer alır. Meyvenin kendisinde ve %100 meyve suyunda doğal olarak bulunan früktozun, yani meyve şekerinin glisemik indeksi 23’tür. Portakalın glisemik indeksi 48’dir. Bu doğrultuda, %100 portakal suyunun glisemik inseksi de aynıdır.

Gıdaların kan şekerini yükseltme hızının göstergesi olan glisemik indeks, besinlerde bulunan karbonhidrat miktarına göre hesaplanır. Buna göre, değeri 55’den altındaki gıdalar düşük, 55-69 arasında olanlar orta, 70’den fazla olanlar yüksek olarak sınıflandırılır. Meyvelerin kendisi gibi, sadece meyve içeren %100 meyve suları, glisemik indeks değeri düşük, doğal şeker içeren gıdalar arasında yer alır. Meyvenin kendisinde ve %100 meyve suyunda doğal olarak bulunan früktozun, yani meyve şekerinin glisemik indeksi 23’tür. Portakalın glisemik indeksi 48’dir. Bu doğrultuda, %100 portakal suyunun glisemik inseksi de aynıdır.

Portakal suyunda var olan C vitaminin, demir emilimini kolaylaştırıcı özelliğe sahip olduğu bilinmektedir.

Meyve sularının raf ömrü, Pastörizasyon işlemiyle sağlanır. 200 yıldır bilinen ve uygulanan Pastörizasyon, kritik bir süreç olmasına rağmen, özünde oldukça basittir. Meyve suyu, bozulmaya yol açabilecek mikroorganizmaların ölmesi için, 95 – 99 °C’ da, 30 – 60 saniye boyunca tutulur, hemen ardından 20 santigratta soğutulur ve aseptik yani, her tür zararlı mikroorganizmadan arındırılmış, bir bölmede steril ambalaja doldurularak, aynı anda kapanır. Özel geliştirilmiş karton ambalaj, cam şişe ya da teneke kutuda, mikroorganizma bulaşmayacak şekilde ambalajlanan meyve suyu, kapağı açılmadıkça uzun süre bozulmaz.

Ambalaj açıldığında ise, havadan mikroorganizma bulaşır ve meyve suyu zamanla bozulur. Bozulma süresi sıcaklığa göre değişir. Buzdolabında daha geç, oda sıcaklığında daha çabuk gerçekleşiyor. Bu nedenle üreticiler, ambalajlarında açıldıktan sonra buzdolabında muhafaza edilmeli ve 2 gün içerisinde tüketilmelidir gibi ifadelere yer verirler.

Meyve sularının saklanma koşulları ile ilgili bilgiler, ambalaj üzerinde belirtilmektedir.

Bilimsel bulgular, kilo yönetiminde yaşam stili ve gıdalarla ilgili tercihlerin önemini ve meyve suyunun, bu konudaki farklı görüşlerin aksine, sağlıklı gıdalarla birlikte tüketildiğinde, kilo yönetimine yarar sağlayabildiğini gösterir niteliktedir.

Brezilya Sao Paulo Devlet Üniversitesi (UNESP), Eczacılık Fakültesi, Gıda ve Beslenme Departmanı’nın Beslenme Laboratuvarınca gerçekleştirilen bir araştırma, düşük kalori diyetiyle birlikte portakal suyu tüketiminin, kilo kaybına ve obeziteye ilişkin göstergelerde düzelmeye yarar sağladığını göstermiştir (https://www.nutritionjrnl.com/article/S0899-9007(17)30004-7/fulltext).

Ayrıca, Avrupa’da 7 ülkede, 1441 yetişkinin katılımıyla düzenlenen Food4Me isimli bir diğer araştırmanın bulguları, meyve suyu tüketiminin, daha düşük beden kütle indeksi değerleriyle istatistiksel açıdan anlamlı olduğunu göstermiştir (https://www.nature.com/articles/s41430-017-0004-y).

Yapısı asitli bir meyve olan portakaldan üretilen portakal suyu da aynı şekilde asitli yapıdadır.

Bilimsel bulgular, kilo yönetiminde yaşam stili ve gıdalarla ilgili tercihlerin önemini ve meyve suyunun, bu konudaki farklı görüşlerin aksine, sağlıklı gıdalarla birlikte tüketildiğinde, kilo yönetimine yarar sağlayabildiğini gösterir niteliktedir.

Brezilya Sao Paulo Devlet Üniversitesi (UNESP), Eczacılık Fakültesi, Gıda ve Beslenme Departmanı’nın Beslenme Laboratuvarınca gerçekleştirilen bir araştırma, düşük kalori diyetiyle birlikte portakal suyu tüketiminin, kilo kaybına ve obeziteye ilişkin göstergelerde düzelmeye yarar sağladığını göstermiştir (https://www.nutritionjrnl.com/article/S0899-9007(17)30004-7/fulltext).

Ayrıca, Avrupa’da 7 ülkede, 1441 yetişkinin katılımıyla düzenlenen Food4Me isimli bir diğer araştırmanın bulguları, meyve suyu tüketiminin, daha düşük beden kütle indeksi değerleriyle istatistiksel açıdan anlamlı olduğunu göstermiştir (https://www.nature.com/articles/s41430-017-0004-y).

Pastörizasyon işlemi sırasında eser miktarda kayba rastlanabilmektedir.

Diyabet hastalarının ve şeker düzeyini sürekli kontrol altında tutması gereken kişilerin, en uygun gıda diyeti için doktorlarına düzenli olarak danışması önerilir.

Gıdaların kan şekerini yükseltme hızının göstergesi olan glisemik indeks, besinlerde bulunan karbonhidrat miktarına göre hesaplanır. Buna göre, değeri 55’den altındaki gıdalar düşük, 55-69 arasında olanlar orta, 70’den fazla olanlar yüksek olarak sınıflandırılır. Meyvelerin kendisi gibi, sadece meyve içeren %100 meyve suları, glisemik indeks değeri düşük, doğal şeker içeren gıdalar arasında yer alır. Meyvenin kendisinde ve %100 meyve suyunda doğal olarak bulunan früktozun, yani meyve şekerinin glisemik indeksi 23’tür. Portakalın glisemik indeksi 48*, elmanın ki ise 38’dir. Bu doğrultuda, %100 portakal ve %100 elma suyunun glisemik inseksi de aynıdır.

Meyve sularının raf ömrü, Pastörizasyon işlemiyle sağlanır. 200 yıldır bilinen ve uygulanan Pastörizasyon, kritik bir süreç olmasına rağmen, özünde oldukça basittir. Meyve suyu, bozulmaya yol açabilecek mikroorganizmaların ölmesi için, 95 – 99 °C’ da, 30 – 60 saniye boyunca tutulur, hemen ardından 20 santigratta soğutulur ve aseptik yani, her tür zararlı mikroorganizmadan arındırılmış, bir bölmede steril ambalaja doldurularak, aynı anda kapanır. Özel geliştirilmiş karton ambalaj, cam şişe ya da teneke kutuda, mikroorganizma bulaşmayacak şekilde ambalajlanan meyve suyu, uzun süre bozulmaz.

200 yıldır bilinen ve uygulanan Pastörizasyon, kritik bir süreç olmasına rağmen, özünde oldukça basittir. Meyve suyu, bozulmaya yol açabilecek mikroorganizmaların ölmesi için, 95 – 99 °C’ da, 30 – 60 saniye boyunca tutulur, hemen ardından 20 santigratta soğutulur ve aseptik yani, her tür zararlı mikroorganizmadan arındırılmış bir bölmede steril ambalaja doldurularak, aynı anda kapanır. Böylece Besleyici bir gıda olan meyve suyunda, mikroorganizmaların, ki bunlar maya olabilir, küf olabilir, bakteri olabilir, oluşumu engellenir.

Meyve suları nişasta içermez.

Halk arasında meyve suyu ve benzeri içeceklerin tümü ‘meyve suyu’ olarak adlandırılır. Ancak söz konusu içecekler, meyve oranına göre farklı kategorilere ayrılır. Türk Gıda Kodeksi’ne uygun olarak 4 kategori tanımlanmıştır. Bunlar sırasıyla aşağıdaki gibidir:
Meyve suyu (Yüzde 100 oranında meyve)
Meyve nektarı (Yüzde 25 – Yüzde 99)
Meyveli içecek (Yüzde 10 – Yüzde 24)
Aromalı içecek (Yüzde 10’dan az)
Yukarıda da bahsedildiği gibi, çok uzun yıllar meyve suyu içeriği dikkate alınmadığı için, her türlü meyveli içecek ‘meyve suyu’ olarak adlandırılmıştır. Şu anda yasa ile tariflenmiş olmasına rağmen, tüketicinin zihninde ‘meyve suyu’ ile nektar, meyveli içecek ve aromalı içecek kavramları birbirine karışabilmektedir. Bu karışıklığı bertaraf etmek ve tüketiciyi en doğru şekilde bilgilendirmek amacıyla meyve suyu üreticileri etiketlerinde ‘meyve suyu’ yerine ‘Yüzde 100 meyve suyu’ yazmayı tercih etmişlerdir.

%100 meyve suyu ve mutfak becerilerinizle, harika soslar yapabilirsiniz.

Sağlıklı ambalajlarda tüketiciye ulaşan meyve suları, mikroorganizma ve bakteri oluşumun engellenmesi için Pastörizasyon işleminden geçer. 200 yıldır bilinen ve uygulanan Pastörizasyon, kritik bir süreç olmasına rağmen, özünde oldukça basittir. Meyve suyu, bozulmaya yol açabilecek mikroorganizmaların ölmesi için, 95 – 99 °C’ da, 30 – 60 saniye boyunca tutulur, hemen ardından 20 santigratta soğutulur ve aseptik yani, her tür zararlı mikroorganizmadan arındırılmış bir bölmede steril ambalaja doldurularak, aynı anda kapanır. Böylece Besleyici bir gıda olan meyve suyunda, mikroorganizmaların, ki bunlar maya olabilir, küf olabilir, bakteri olabilir, oluşumu engellenir.

Hamilelik döneminde, en uygun gıda alımı için doktorunuzla sürekli temas önerilir. Pastörizasyon işleminden geçirilerek bakteri ve mikroorganizmalardan arındırılmış, sağlıklı ambalajda sunulan %100 meyve suları, hamilelik döneminde önem taşıyan mineral ve vitaminler için iyi bir kaynak olabilir.

Meyve suyu ve benzeri içecekler, içerdikleri meyve oranına göre, meyve suyu, meyve nektarı, meyveli içecek ve aromalı içecek olmak üzere, dört ana kategoriye ayrılır. Meyve suyu tümüyle meyveden oluşan bir içecek olarak, Türk Gıda Kodeksi’ne göre meyve oranı % 100’dür. Ancak her meyve, % 100 meyve suyu işlemeye uygun değildir. Örneğin; portakal, elma, nar, üzüm gibi meyveler doğrudan ya da tek başına % 100 meyve suyu haline getirilebilir. Vişne gibi ekşi tatlara sahip olan meyveler ya da kayısı ve şeftali gibi kıvamı koyu olan meyveler ise doğal yapılarından dolayı, tek başına % 100 meyve suyu olarak üretilmeye ve tüketilmeye uygun değildir. Bu tür meyveler, işlenirken belirli bir miktar su ile seyreltilip ve tat dengesinin korunması için şeker ilave edilir. Buna da meyve nektarı denir. Nektarlara eklenmesine izin verilen şeker miktarı ve minimum meyve oranı yasal olarak Türk Gıda Kodeksi tarafından belirlenmektedir. Meyve nektarı meyve oranları, meyvesine göre farklılık gösterdiği için % 25-99 oranları arasında olarak ifade edilir. Ambalajın üzerinde bulunan etikette de bu şekilde belirtilir. Örneğin;vişne nektarı % 35, kayısı nektarı % 40, şeftali nektarı % 50 meyve oranına sahiptir. Bunların belirli oranda karışımı ile veya şekerin yerine kullanılabilecek meyve ile tatlandırmasıyla % 100 çoklu meyve suyu da elde edilmesi mümkündür.

Sektörde pek çok üretici, Helal sertifikasına sahiptir.

Yüzde 100 portakal suyu gibi, C vitamini içeriği ile gribe iyi gelen meyvelerden üretilen meyve suları, gribe iyi gelebilir. Tüketicilerin, sağlık konularında hekimlere başvurmaları önerilir.

Gıdaların kan şekerini yükseltme hızının göstergesi olan glisemik indeks, besinlerde bulunan karbonhidrat miktarına göre hesaplanır. Buna göre, değeri 55’den altındaki gıdalar düşük, 55-69 arasında olanlar orta, 70’den fazla olanlar yüksek olarak sınıflandırılır.
Meyvelerin kendisi gibi, sadece meyve içeren %100 meyve suları, glisemik indeks değeri düşük, doğal şeker içeren gıdalar arasında yer alır. Meyvenin kendisinde ve %100 meyve suyunda doğal olarak bulunan früktozun, yani meyve şekerinin glisemik indeksi 23’tür. Portakalın suyunun glisemik indeksi 48*, elmanın ki ise 38’dir. Bu doğrultuda, %100 portakal ve %100 elma suyunun glisemik inseksi de aynıdır.
Türüne göre meyvelerin glisemik indeksi, 41-57 arasında yer alır. Dolayısı ile bu meyveler ve bunların kendisi dışında herhangi bir ilave içermeyen %100 meyve suları, tek başlarına kan şekerini hızlı yükselten yüksek glisemik indeksli gıdalar değildir.
Meyvenin kendi şekerinin yanı sıra, mineral ve vitamin içeren, kendi glisemik indeksi düşük Yüzde 100 meyve suları, beyin ve vücut fonksiyonlarımızın gerektirdiği günlük enerji ihtiyacının karşılanması için yararlı bir besindir. Öte yandan, meyve suyu yağ ve kolestrol içermez.
Bunun yanı sıra, enerji ihtiyacının sağlıklı bir şekilde karşılanmasında, hangi gıdaların birlikte tüketildiği de önem taşır. Kahvaltı ve diğer öğünlerde meyve suyu, özellikle de tek başına değil, sağlıklı gıdalar ile birlikte, makul miktarlarda tüketildiğinde, vücudun gerek duyduğu enerji seviyesinin korunmasına yarar sağlar.

Meyve suyu fabrikaları, meyve üretiminin yoğunlaştığı yöreler başta olmak üzere, yurdun dört bir yanında yerel ekonomiye katkı sağlamaktadır.

Bilimsel bulgular, kilo yönetiminde yaşam stili ve gıdalarla ilgili tercihlerin önemini ve meyve suyunun, bu konudaki farklı görüşlerin aksine, sağlıklı gıdalarla birlikte tüketildiğinde, kilo yönetimine yarar sağlayabildiğini gösterir niteliktedir.

Brezilya Sao Paulo Devlet Üniversitesi (UNESP), Eczacılık Fakültesi, Gıda ve Beslenme Departmanı’nın Beslenme Laboratuvarınca gerçekleştirilen bir araştırma, düşük kalori diyetiyle birlikte portakal suyu tüketiminin, kilo kaybına ve obeziteye ilişkin göstergelerde düzelmeye yarar sağladığını göstermiştir (https://www.nutritionjrnl.com/article/S0899-9007(17)30004-7/fulltext).

Ayrıca, Avrupa’da 7 ülkede, 1441 yetişkinin katılımıyla düzenlenen Food4Me isimli bir diğer araştırmanın bulguları, meyve suyu tüketiminin, daha düşük beden kütle indeksi değerleriyle istatistiksel açıdan anlamlı olduğunu göstermiştir (https://www.nature.com/articles/s41430-017-0004-y).

Bilimsel bulgular, kilo yönetiminde yaşam stili ve gıdalarla ilgili tercihlerin önemini ve meyve suyunun, bu konudaki farklı görüşlerin aksine, sağlıklı gıdalarla birlikte tüketildiğinde, kilo yönetimine yarar sağlayabildiğini gösterir niteliktedir.

Brezilya Sao Paulo Devlet Üniversitesi (UNESP), Eczacılık Fakültesi, Gıda ve Beslenme Departmanı’nın Beslenme Laboratuvarınca gerçekleştirilen bir araştırma, düşük kalori diyetiyle birlikte portakal suyu tüketiminin, kilo kaybına ve obeziteye ilişkin göstergelerde düzelmeye yarar sağladığını göstermiştir (https://www.nutritionjrnl.com/article/S0899-9007(17)30004-7/fulltext).

Ayrıca, Avrupa’da 7 ülkede, 1441 yetişkinin katılımıyla düzenlenen Food4Me isimli bir diğer araştırmanın bulguları, meyve suyu tüketiminin, daha düşük beden kütle indeksi değerleriyle istatistiksel açıdan anlamlı olduğunu göstermiştir (https://www.nature.com/articles/s41430-017-0004-y).

Meyve üreticisinden fabrikaya gelen meyvelerin geçirildiği ilk işlem, ayıklama işlemidir. Bu aşamada, çürük ve olmamış meyveler ayıklanır ve ardından iki kademeli yıkamaya tabi tutulur. Çürük tek bir meyve, tüm bir kazanı bozacağı için, bu ayıklama işlemine büyük önem verilir ve çürük meyve asla işlenmez. Bu işlem gereği gibi yapılmadığı takdirde, bunu çok kolaylıkla tespit etmek mümkündür. Çürük ve küflü meyve kullanarak üretilmiş meyve suyu, gıda kontrol laboratuarında mikrobiyolojik analizler ile kolayca saptanabilir.

Meyve sularının bağımlılık yaptığına yönelik herhangi bir bilimsel veri ya da bulgu bulunmamaktadır.

Meyve oranı için fosfor, potasyum, magnezyum ve formol sayısı analizleri yapılmaktadır. Meyve suyu fabrikalarına gelen ve hammadde olarak kullanılacak meyvelerde, çürük meyve gibi genel kontrollerin yanı sıra, pestisit, ağır metal, mikrobiyolojik bulaşma gibi konularda analiz yapılır ve şahit numuneler fabrikada tutulur. Bulaşma kontrolünün bir aşaması olarak ürün fabrikadan hemen gönderilmez. Üründe herhangi bir sıkıntı varsa, bekletme süresi içerisinde fark edilir.

Meyve suyu, nektar, meyveli içecek veya aromalı içeceklerden herhangi birini üretirken kullanılan meyve suyu için iki yol bulunmaktadır:
Birincisi ve en yaygın olanı; kısa anlatımı ile, ‘sıkılmış’, ‘pastörize edilmiş’ ve içindeki saf suyunun büyük kısmı buharlaştırılarak ‘konsantre edilmiş’ MEYVE SUYU KONSANTRESİ kullanmaktır.
İkincisi ise ‘sıkılmış’ ve ‘pastörize edilmiş’ MEYVE SUYU kullanmaktır. Markalar, konsantreden üretilen ürünleri, mevzuat gereği etiketlerinde “Konsantreden üretilmiştir” benzeri bir ifade ile belirtmek durumundadır. Konsantreden üretilmeyen ürünler için bir zorunluluk olmasa da, markalar ayrıştırıcı özellik olarak “Konsantreden üretilmemiştir” ibaresine yer verebilirler.

Halk arasında meyve suyu ve benzeri içeceklerin tümü ‘meyve suyu’ olarak adlandırılır. Ancak söz konusu içecekler, meyve oranına göre farklı kategorilere ayrılır. Türk Gıda Kodeksi’ne uygun olarak 4 kategori tanımlanmıştır. Bunlar sırasıyla aşağıdaki gibidir:
1. Meyve suyu (Yüzde 100 oranında meyve)
2. Meyve nektarı (Yüzde 25 – Yüzde 99)
3. Meyveli içecek (Yüzde 10 – Yüzde 24)
4. Aromalı içecek (Yüzde 10’dan az)

Yukarıda da bahsedildiği gibi, çok uzun yıllar meyve oranı dikkate alınmadığı için, her türlü meyveli içecek ‘meyve suyu’ olarak adlandırılmıştır. Şu anda yasa ile tariflenmiş olmasına rağmen, tüketicinin zihninde ‘meyve suyu’ ile nektar, meyveli içecek ve aromalı içecek kavramları birbirine karışabilmektedir. Bu karışıklığı bertaraf etmek ve tüketiciyi en doğru şekilde bilgilendirmek amacıyla meyve suyu üreticileri etiketlerinde ‘meyve suyu’ yerine ‘Yüzde 100 meyve suyu’ yazmayı tercih etmektedirler.

Gıda Bilimcisi Prof. Dr. Aziz Ekşi yanıtlıyor:

Gıda Bilimcisi Prof. Dr. Aziz Ekşi yanıtlıyor:

Meyvelerin üretim ve hasat zamanları birbirinden farklıdır ve bu sebeple, her mevsim bütün meyveler hazırda bulunmaz. Gerek lezzet açısından gerekse içerdiği vitamin, mineral gibi yararlı maddelerin oluşması açısından meyvelerin, doğal mevsiminde olgunlaşması çok önemlidir. Olgunlaşmasını tamamlamış meyveler sıkılarak elde edilen ‘meyve suyu’; meyve şekeri, vitamin, aroma ve çeşitli minerallerden oluşan ‘meyve özü’ ve sudan oluşmaktadır. Meyve suyu içindeki su (H2O) oranı genel olarak Yüzde 75 ila Yüzde 90 seviyelerindedir. Elde edilen bu meyve suyunun bozulmadan saklanması hem çok pahalıdır hem de risklidir. Bu sebeple içinde yüksek oranda bulunan suyun büyük kısmı buharlaştırılarak, ‘meyve suyu konsantresi’ haline getirilir. Bu işlem, vakum altında ve düşük ısıda gerçekleştirilerek, meyve suyunun ‘öz’ü çok yüksek oranda korunmuş olmaktadır.Elde edilen konsantre gerektikçe meyve suyu üretiminde kullanılmaktadır. İşte bu kullanım sırasında, konsantreye sadece daha önce buharlaştırılmış suya eşit miktarda su ilave edilir. Böylece ilgili meyve suyu, konsantre edilmeden önceki haline dönüşmüş olur. İlave edilen su, özellikle duyusal, mikrobiyolojik ve kimyasal bakımdan uygun özelliklerde ve ‘İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmeliğe’ uygun niteliktedir. Etikette üzerinde ‘su ilavesi’ ibaresi işte bu nedenle belirtilir.

Meyve suyu, nektar, meyveli içecek veya aromalı içeceklerden herhangi birini üretirken kullanılan meyve suyu için iki yol bulunmaktadır: Birincisi ve en yaygın olanı; kısa anlatımı ile, ‘sıkılmış’, ‘pastörize edilmiş’ ve içindeki saf suyunun büyük kısmı buharlaştırılarak ‘konsantre edilmiş’ MEYVE SUYU KONSANTRESİ kullanmak. İkincisi ise ‘sıkılmış’ ve ‘pastörize edilmiş’ MEYVE SUYU kullanmaktır. Bu ürünler arasındaki fark, etiketlerde “Konsantreden üretilmiştir” veya “Konsantreden üretilmemiştir” ibareleri ile belirtilir.

Halk arasında meyve suyu ve benzeri içeceklerin tümü ‘meyve suyu’ olarak adlandırılır. Ancak söz konusu içecekler, meyve oranına göre farklı kategorilere ayrılır. Türk Gıda Kodeksi’ne uygun olarak 4 kategori tanımlanmıştır. Bunlar sırasıyla aşağıdaki gibidir:Meyve suyu (Yüzde 100 oranında meyve)Meyve nektarı (Yüzde 25 – Yüzde 99)Meyveli içecek (Yüzde 10 – Yüzde 24)Aromalı içecek (Yüzde 10’dan az)Yukarıda da bahsedildiği gibi, çok uzun yıllar meyve suyu içeriği dikkate alınmadığı için, her türlü meyveli içecek ‘meyve suyu’ olarak adlandırılmıştır. Şu anda yasa ile tariflenmiş olmasına rağmen, tüketicinin zihninde ‘meyve suyu’ ile nektar, meyveli içecek ve aromalı içecek kavramları birbirine karışabilmektedir. Bu karışıklığı bertaraf etmek ve tüketiciyi en doğru şekilde bilgilendirmek amacıyla meyve suyu üreticileri etiketlerinde ‘meyve suyu’ yerine ‘Yüzde 100 meyve suyu’ yazmayı tercih etmişlerdir.

‘Meyve suyu’, ‘nektar’, ‘meyveli içecek’ ve ‘aromalı içecek’lerden oluşan tüm içeceklerin raf ömrünü belirleyen tek etken, üretim sürecinde, dolumdan önce uygulanan PASTÖRİZASYON ve/veya STERİLİZASYON işlemine bağlıdır. Bu, bir ısıl işlemdir. Uygulanan ısı derecesinin yüksekliği ve bu ısı derecesine maruz kalma süresine bağlı olarak içeceğin ‘raf ömrü’ kısa veya uzun olur. Raf ömrü çok büyük oranda bu ısıl işleme bağlı olduğu için, hangi meyve çeşidi olursa olsun, eğer aynı işlem uygulanmış ise raf ömürleri de aynı olur.

Meyve suyu, nektar ve diğerleri, etiketinde yazılı son kullanım tarihine kadar açılmadan güvenle muhafaza edilebilir. Ancak, tüketmek üzere açıldıktan sonra kısa sürede tüketilmelidir. Bu süre, buzdolabında saklanmak şartıyla, 2-3 günü geçmemelidir.

Ürünün bozulmasını sağlayan etken küf ve mayalardan oluşan ‘mikroorganizmalar’dır. Bu mikroorganizmalar bertaraf edilmediği takdirde, meyve suyu ve diğer içecekler doğal olarak birkaç saatte; buzdolabında saklanırsa 2-3 gün içinde bozulurlar. Evde sıkarak elde ettiğimiz meyve sularında bunu gözlemlemek gayet kolaydır. Ambalajlı ürünlerde, mikroorganizmaların etkisiz hale getirilmesi, az önce izah ettiğimiz ‘pastörizasyon/sterilizasyon’ işlemiyle gerçekleştirilmektedir. Ambalaja konmak suretiyle de ürünün havayla teması kesilmekte ve böylece mikroorganizmalar mutlak surette etkisiz hale getirilmektedir. Meyve suyu ambalajı açıldığı anda havayla temas başladığı için, tıpkı evde hazırladığımız meyve suları gibi kısa sürede bozulma başlar. Buzdolabında saklamak şartıyla 2 gün içinde tüketmeniz gerekiyor.   Zira ürünlerde HİÇBİR KORUYUCU MADDE YOKTUR.

Aynı meyvelerin sularından farklı tatlar alınması, meyvenin yetiştirdiği iklim ve toprağın farklı olmasından kaynaklanır.

Meyve sularına hangi katkı, tatlandırıcı ve renklendirici maddelerinin katılabileceği, Dünya ve Türk Gıda Kodeksi’ne göre belirlenmiştir. Ancak Türkiye’de, 1980’li yıllardan bu yana meyve suyu ve türevlerine, GIDA KODEKSİ’ne göre koruyucu madde katılmasına izin verilmemektedir. Zaten uygulanan ve yukarıda açıklanan koruma teknolojisi de, koruyucu kullanılmasını gerektirmez. Koruyucu herhangi bir maddenin varlığı, laboratuarda fermantasyon testi ile saptanır. Uzun bir raf ömrü için öncelikle meyve sularında bozulmaya yol açan mikroorganizmaların öldürülmesi ve daha sonra da mikroorganizma bulaşmayacak şekilde ambalajlanması gerekir. Mikroorganizmaların ölmesi için meyve suyu, 95 – 99 °C’ da, 30 – 60 saniye boyunca tutulur, hemen ardından 20 santigratta soğutulur ve aseptik “yani her tür zararlı mikroorganizmadan arındırılmış” bir bölmede steril ambalaja doldurularak, aynı anda kapanır. Eğer ambalaj cam şişe veya metal kutu ise sıcak dolum uygulanır. Pastörize edilen meyve suları, doğrudan ambalaja doldurulur ve kapatıldıktan sonra bir duşlu tünelde su ile soğutulur. Meyve sularının muhafazası için koruyucu kimyasal madde kullanılması tamamen yasaktır. Ambalaj açılmadıkça koruma etkisi sürer. Eğer ürün koruyucu içerseydi, ambalajı açıldıktan sonra da meyve suyu bozulmazdı.

Evde sıkılan meyve suyu ile hazır meyve suları arasında besin değeri açısından çok az bir fark bulunur. Meyve suyu elde edilirken uygulanan durultma sırasında, suyun buharlaştırılması veya mikropların öldürülmesi için uygulanan ısıl işlem sırasında ve meyve suyu veya pürenin sıcaklığa maruz kalma süresine bağlı olarak vitamin değerlerinde çok az bir kayıp görülebilmektedir. Diğer besin öğelerinde bulunan flanovidlerde ve minerallerde ise herhangi bir kayıp söz konusu olmaz.

Portakal, elma, nar, armut vb meyveler doğrudan ya da tek başına yüzde 100 meyve suyu işlemeye uygun meyvelerdir. Ancak bazı meyve türleri, doğal yapılarından dolayı, tek başına yüzde 100 meyve suyu olarak üretilmeye ve tüketilmeye uygun değildir. Bu tür meyvelerin suyu; ya kayısı ve şeftalide olduğu gibi kıvamı koyu olduğundan ya da vişne, limonda olduğu gibi tadı çok ekşi olduğundan % 100 tüketilemez. Bunların belirli miktar su ile seyreltilmesi ve su ile bozulan tat dengesinin şeker vb. maddelerle yeniden kurulması zorunludur. Veya şeker yerine geçebilecek meyve suları ile karıştırılarak yüzde 100 karışık meyve suyu elde edilir ve etikette bu şekli ile adlandırılırlar.

Her meyve suyunun, içeriğinde bulunan meyvelere göre sağladıkları faydalar da değişiklik gösterir. Ancak bu, birinin daha yararlı olduğu değil, farklı noktalarda yararlı oldukları şeklinde yorumlanmalıdır. Bazı meyve sularının antioksidan kapasitesi diğerlerinden daha yüksek düzeydedir. Bunlar arasında vişne, üzüm ve nar suyu yer almaktadır. Ancak her meyve surunun antioksidan bileşiği ve etkisi farklılık gösterir. İşte bu nedenle, antioksidan içerikli bir meyve suyu diğer aynı içerikli meyve suyunun yerini tutmaz. Bir meyve suyu yalnızca antioksidan değil aynı zamanda vitamin ve mineral deposudur. Söz konusu mineral ve vitaminlerin dağılımları da meyve suları arasında farklılık gösterir. Yalnızca bazı dönemlerde trend halini alan tatlar, diğerlerinden daha faydalı olduğu algısı yaratmaktadır. Burada önemli olan, meyve suyu satın alırken içeriğindeki vitamin ve mineral bileşiklerinin, etiketi okuyarak iyi anlaşılması ve bu yönde seçim yapılması önerilmektedir.

Meyve suyunda kullanılan hiçbir madde kanserojen değildir. Tüm meyve sularına düzenleyici olarak eklenen ve E330 adı verilen sitrik hakkındaki yanlış kanı, bu algıyı yaratmaktadır. Sitrik asit, özellikle portakal ve limon gibi çoğu narenciye meyvesinde doğal olarak bulunan ve diğer adı ile “limon asidi” olarak tabir edilen bir asittir. Sitrik asit yanlızca Türkiye’de değil ABD ve AB ülkelerinde de asit düzenleyici olarak kullanımına izin verilmektedir.

‘Sitrik asit’ için kanserojen algısının ortaya çıkması tamamen yanlış olan bir isim benzerliğine dayanır. Vücutta bulunan bir metabolik dönüşüme, ‘sitrik asit döngüsü’ denilmesinin yanı sıra, bu döngüyü keşfeden Alman bilim adamı Ahns Krebs’den dolayı, ‘krebs döngüsü’ adı verilmektedir. Tam anlamıyla bir isim benzerliği olarak ‘krebs’ Almanca’da ‘kanser’ anlamına gelir. İşte bu nedenledir ki, rastlantısal şekilde isim benzerliği nedeniyle, ‘sitrik asit’ ile ‘kanser’ ilintilendirilmiş ve algılara yerleşmiş. ‘Sitrik asit’ sadece, çoğu meyvede doğal olarak bulunan bir asit çeşididir.

Gıda maddelerinin zararsızlık durumu, bilimsel araştırmalar sonunda belirlenir. Zararsızlık dozu belirlenen ve güvenli kullanım koşulları bilinenlere bir kod verilir. Bu kod, Avrupa Birliği’nin simgesi olarak, Avrupa sözcüğünün İngilizce söylenişi olan ‘Europe’ kelimesinin baş harfinden gelen E kodudur. Bu ve benzeri kodlar, endeksleme sistemi oluşturulmak için verilir. Böylelikle, tüketicinin de ambalaj üzerinde bilgilendirilmesi amaçlanır. Bu kodlar Avrupa Birliği tarafından her katkı maddesi için belirlenir. E330 ise bu grupta, sitrik aside verilen koddur.

Gıda katkı maddelerinin her birinin kullanımına, uzun bilimsel araştırmalar sonucunda, uluslararası kuruluşların düzenlemelerine göre izin verilir. Birleşmiş Milletler WHO (Dünya Sağlık Organizasyonu) ve FAO’nun (Dünya Gıda Tarım Organizasyonu) ortak organizasyonu olan ‘Codex Alimentarius’ Komisyonu, dünya ticareti için ortak ve paralel bir ‘gıda katkı maddeleri genel standardı’ oluşturur. Söz konusu standarda, WHO ve FAO tarafından oluşturulan uzmanlar komitesi JECFA (Joint FAO/WHO expert committee on food additives), dünyada gıda katkı maddelerinin toksikolojik çalışmaların düzenlenmesini, yürütülmesini ve sonuçlarının değerlendirilmesini yapan tek kuruluş olarak görev yapmaktadır. Bu nedenle, katkı maddelerinin ticaretine, sadece bu kuruluş tarafından izin verilebilir. Aynı komite tarafından, katkı maddesinin ömür boyu hiçbir sağlık riski oluşturmadan tüketilmesi gereken doz belirlenerek, ambalajın üzerine yazılması şart koşulur. Türkiye’de ise gıda katkı maddelerinin kullanımı, 5179 sayılı gıdaların üretimi, tüketimi ve denetlenmesine dair kanun hükmündeki kararnamenin değiştirilerek kabulü hakkında kanun ve 16 Kasım 1997 tarih ve 23172 sayılı Resmi Gazetede Türk Gıda Kodeksi Yönetmenliği’ne uygun olarak yapılmaktadır. Mevcut gıda katkı maddeleri mevzuatımız birebir AB mevzuatına uygundur. Mevzuat, AB’deki değişikliklere göre anında güncellenir. Ayrıca, JECFA’nın çalışmaları sürekli takip edilir. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) de, tüm dünya ülkeleri tarafından benimsenen ve imzalanan anlaşma gereği, her ülkenin kendi ulusal mevzuatını hazırlarken Codex Alimentarius dokümanlarını referans almasını mecbur kılar. MEYED üyesi olan ve kayıtlı endüstriyel üretim gerçekleştiren tüm firmalar üretimlerinde gıda katkı maddelerini, bilimsel gelişmeleri göz önünde bulunduran JECFA, WHO, FDA ve EFSA’nın (Avrupa Gıda Standartları Birliği) tavsiyelerine göre kullanır. En önemlisi, Türk meyve suyu üreticileri, izin verilen dozajların çok çok altında uygulama yapmaktadır.

Meyve üreticisi tarafından, meyve suyu yapımında işlenmek üzere fabrikaya getirilen meyveler arasında henüz tam olarak olgunlaşmamış (ham) ve/veya çürük meyveler bulunması doğaldır. Bu durum dikkate alınarak, fabrikaya gelen meyvelerin geçirildiği ilk işlem, ayıklama işlemidir. Bu aşamada, çürük ve olmamış meyveler ayıklanır ve ardından iki kademeli yıkamaya tabi tutulur. Bu işlem gereği gibi yapılmadığı takdirde, bu durumu çok kolaylıkla tespit etmek mümkündür. Çürük ve küflü meyve kullanarak üretilmiş meyve suyu, gıda kontrol laboratuarında patulin analizi adı verilen denetleme çalışması ile kolayca saptanabilmektedir. Üretimde bir kural vardır. İşçilere denir ki; kendi yiyemeyeceğin meyveyi asla banttan geçirme!

Meyve suyu ve benzeri içecekler, içerdikleri meyve oranına göre, meyve suyu, meyve nektarı, meyveli içecek ve aromalı içecek olmak üzere, dört ana kategoriye ayrılır. Meyve suyu tümüyle meyveden oluşan bir içecek olarak, Türk Gıda Kodeksi’ne göre meyve oranı % 100’dür. Ancak her meyve, % 100 meyve suyu işlemeye uygun değildir. Örneğin; portakal, elma, nar, üzüm gibi meyveler doğrudan ya da tek başına % 100 meyve suyu haline getirilebilir. Vişne gibi ekşi tatlara sahip olan meyveler ya da kayısı ve şeftali gibi kıvamı koyu olan meyveler ise doğal yapılarından dolayı, tek başına % 100 meyve suyu olarak üretilmeye ve tüketilmeye uygun değildir. Bu tür meyveler, işlenirken belirli bir miktar su ile seyreltilip ve tat dengesinin korunması için şeker ilave edilir. Buna da meyve nektarı denir. Nektarlara eklenmesine izin verilen şeker miktarı ve minimum meyve oranı yasal olarak Türk Gıda Kodeksi tarafından belirlenmektedir. Meyve nektarı meyve oranları, meyvesine göre farklılık gösterdiği için % 25-99 oranları arasında olarak ifade edilir. Ambalajın üzerinde bulunan etikette de bu şekilde belirtilir. Örneğin;vişne nektarı % 35, kayısı nektarı % 40, şeftali nektarı % 50 meyve oranına sahiptir. Bunların belirli oranda karışımı ile veya şekerin yerine kullanılabilecek meyve ile tatlandırmasıyla % 100 çoklu meyve suyu da elde edilmesi mümkündür.

Tüm gıda maddeleri onayları, 28 Haziran 1995 tarih ve 22327 sayılı resmi gazetede yayınlanan 560 sayılı GIDALARIN ÜRETİMİ, TÜKETİMİ ve DENETLENMESİNE DAİR KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME ile Sağlık Bakanlığı yerine T.C. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından verilir. Meyve suyu ve benzeri içecekler de bu kategoriye dahildir. MEYED üyesi olan tüm meyve suyu üreticisi firmaların, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından üretim izinleri bulunmaktadır. Meyve Suyu Endüstrisi Derneği’nin üyesi olma koşullarından biri de bu izne sahip olmaktır.

Evet vardır… Türk Gıda Kodeksi Etiketleme Tebliği’ne göre, meyve suyu ve benzeri içeceklerin de dahil olduğu tüm gıda ürünleri etiketlerinin üzerinde ‘son kullanma tarihi ‘nin belirtilmesi şartı koşulur. Üretim tarihinin yazılması ise zorunlu tutulmaz. Bu, tamamen üretici firmanın tercihine bağlıdır.

Meyve suyu ambalajları üzerinde bulunan etikette, üretici firma, içerik bilgileri, parti numarası, net miktarı ve son kullanma tarihi gibi birçok bilgiye yer verilir. Tüm bu bilgilerin dikkat ile okunması gerekir. Ancak özellikle gıdanın yasal olması, güvenliği ve gerçekliği konusunda bilgi veren üretim izni, raf ömrü ve meyve oranı hakkında verilen bilgiler okunmalıdır. Bu bilgilerin yer almadığı ambalajlı meyve suları asla tercih edilmemelidir.

Meyve suyu ambalajlamasında kullanılan kutu, cam şişe ve metal kutuların tümü, geri kazanılabilir malzemeden üretilir. Bu yasal olarak bir zorunluluk olduğu için, tüm üretici firmalar tarafından uygulanır. Çevre ve Orman Bakanlığı’nca 14.03.1991 tarihinde yayınlanan Katı Atıkların Kontrolü Yönetmeliği ve 26.06.2007 tarihinde Ambalaj Atıkları Yönetmeliği adını alan yönetmelik gereğince, geri toplama ve geri kazanım mecburidir. Tüm bu ambalaj atıkları lisanslı geri dönüşüm kuruluşlarınca toplanır. Burada tüketiciye düşen önemli görev, ambalajları (şişe, metal, karton, alüminyum poşet vs) ayrıştırarak biriktirip, geri dönüşüm kuruluşlarının sağladığı toplama alanlarına atmaktır.

Evet. Meyve suları hiçbir şekilde glüten içermez. Bu nedenle, çölyak hastaları güvenle tüketebilir. Ancak hastanın doktoruna danışmasına fayda vardır.

Türkiye’de, 1970li yılların başında kişi başına meyve suyu tüketimi 0.4 litre idi. 2000 yılında 4.4 litreye ulaşırken 2016 yılında tüketim 8,7 litre civarında seyretmektedir. Bu toplamın 7.9 litresi meyve nektarına ve 0.8 litresi ise % 100 meyve suyuna aittir. Diğer bir deyişle, % 100 meyve suları çok yol kat etmiş olsa da nektar tüketimi alışkanlığının çok daha üst seviyelerde olduğu göz ardı edilemez. Bu veriler, tüketicinin zaman içinde meyve suyu seçimleri ve sağlık faydaları konusunda daha çok bilinçlendiğine işaret eder.

Türk meyve suyu tüketicisinin en fazla tükettiği meyve suyu çeşidi ve tadı, şeftali nektarıdır. Şeftali nektarını sırasıyla, karışık, vişne ve kayısı nektarı takip etmektedir. % 100 meyve sularında ise en çok elma suyu ve portakal suyu tüketilmektedir.

Satın aldığımız meyvelerin tatları, her defasında farklılık gösterebiliyor. Kimisi daha ekşi, tatlı vb olabiliyor. Aynı şekilde, farklı markaların üretiminde işlediği meyveler de farklılık gösterebilir. Bu gerçek, birinin diğerinden daha iyi olduğunu ifade etmez sadece farklı tatlar sunar.

Beslenme uzmanları ve çeşitli uzmanlıklara sahip olan tıp doktorları, meyve suyu içmek için çok sayıda neden sıralamaktadır; – Su miktarının yüksek olması – Potasyum, magnezyum vb. minerallerin deposu olması – Vitamin yüklü olması (A,C,E, folik asit vb) – Polifenol, karoten, antosiyanin vb bileşikler sayesinde antioksidan özelliğinin bulunması – Şeker miktarının düşük olması – Sıvının enerjiye hızlıca dönüşmesi ve buna karşılık yağ içermemesi Dünya Sağlık Örgütü (WHO), yukarıdaki nedenlerle günde en az beş porsiyon / bardak (5 Plus A Day) meyve ve sebze sularının tüketilmesini öneriyor. Meyve suyu; – Ölçülü kalori sağlar. – Bağışıklık sistemini güçlendirir. – Kanser ve kalp hastalıklarından korumaya yardımcı olur. – Kan basıncını dengede tutar. – Sinir sistemini güçlendirir. – Kas sistemini sağlamlaştırmaya yardımcı olur. – Cildin düzgünlüğünü ve esnekliğini sağlar. – Akşam yorgunluğu ve gerilimini atmaya yardımcı olur. – Yaşlanmayı geciktirir.

Meyve suyu, tatlı bir sıvı gıda olmasından dolayı, yüksek kalorili olarak algılanmaktadır. Fazla kiloya yol açan nedenlerin başında da kalori gelir. Bu nedenle, meyve sularının kilo aldırdığı konusunda yanlış bir kanı yaygınlaşmıştır. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, aynı kanı meyve suyunun ana maddesi olan meyve için geçerli değildir. Meyve suyu, meyveden dönüşen bir içecek olarak, sağladığı kalori de meyve ile aynı ölçüdedir. Örneğin; 100 gram meyve ya da meyve suyu ya da meyve nektarının sağladığı kalori 45–50 kcal arasındadır. Meyve suları ayrıca, vitamin, mineral ve antioksidan yönünden zengin bir gıda takviyesidir. Bu nedenlerden dolayı, obeziteye sebep olması, aşırı miktarda tüketilmemesi şartıyla, mümkün değildir. Son yıllarda yapılan araştırmalar da obezite ile meyve suyu tüketimi arasında bir ilişki olmadığını ortaya çıkarmıştır. Hatta bazı durumlarda, meyve suyu tüketen gençler ve çocuklar arasında daha az obezite hastalığına rastlandığına dair bilimsel bulgular vardır. (www.archpediatrics.com, Houston Academy of Medicine, on June 2, 2008, Theresa A. Nicklas, DrPH; Carol E. O’Neil, PhD, MPH, LDN, RD; Ronald Kleinman, MD, Association Between 100% Juice Consumption and Nutrient Intake and Weight of Children Aged 2 to 11 Years, July/August 2009, Carol E. O’Neil, PhD, MPH, LDN, RD; Theresa A. Nicklas, DrPH; Ronald Kleinman, MD, Relationship Between 100% Juice Consumption and Nutrient Intake and Weight of Adolescents)

Diş çürüklüğünü kolaylaştıran etkenler flor eksikliği ile ağız ve diş hijyeni eksikliğidir. Eğer bu iki konuya özen gösteriliyor ve düzenli olarak diş fırçalanıyorsa, herhangi bir gıdanın, özellikle dişe yapışma olasılığı olmayan ve ağızda kalma süresi çok kısa olan sıvı gıdanın diş çürüklüğüne neden olması olasılığı çok kısıtlıdır.

Antioksidan, organizmada serbest radikalleri tutan bileşiklerin genel adıdır. Sindirim, gerilim, çevre gibi faktörlere bağlı olarak oluşan serbest radikaller, hücreye ve DNA’ya zarar verir. Ayrıca bağışıklık sistemini zayıflatarak hastalanmayı kolaylaştırır ve yaşlanma sürecini hızlandırır. Antioksidanlar işte bu zararlı etkileri ortadan kaldırma görevi görürler. Bu nedenle sağlıklı yaşam için yeterli miktarda alınmaları önerilir. Meyve, sebze ve bir meyve türevi olan meyve suyu doğal antioksidan bakımından en zengin gıdalardır. Özellikle meyve suyuna kırmızı rengini ve ekşi tadını veren bileşiklerin antioksidan etkisi oldukça yüksektir. Bunlar, vişne, nar, üzüm gibi meyvelerde bulunur.

Portakal, elma, nar, armut, üzüm gibi meyveler, tek başına yüzde 100 meyve suyu işlemeye uygun meyvelerdir. Ancak, bazı meyve türleri, doğal yapılarından dolayı, tek başına yüzde 100 meyve suyu olarak üretilmeye ve tüketilmeye uygun değildir. Bu tür meyvelerin suyu; ya kayısı ve şeftalide olduğu gibi kıvamı koyu olduğundan ya da vişne, limonda olduğu gibi tadı çok ekşi olduğundan tek başına tüketilemez. Bazı durumlarda, bunlar daha tatlı, ya da daha az kıvamlı meyvelerin suları ile karıştırılarak yüzde 100 karışık meyve suyu elde edilir ve etikette bu şekli ile adlandırılırlar. Bunların lezzet dengesi, uzmanlarca belirlenir. Vişne gibi ekşi tatlara sahip olan, ya da kayısı ve şeftali gibi kıvamı koyu olan ve doğal yapılarından dolayı, tek başına % 100 meyve suyu olmaya uygun olmayan meyveler için bir diğer yöntem de, işlenirken belirli bir miktar su ile seyreltilip ve tat dengesinin korunması için şeker ilave edilmesidir. Buna da meyve nektarı denir. Nektarlara eklenmesine izin verilen şeker miktarı ve minimum meyve oranı yasal olarak Türk Gıda Kodeksi tarafından belirlenmektedir. Meyve nektarı meyve oranları, meyvesine göre farklılık gösterdiği için % 25-99 oranları arasında olarak ifade edilir. Ambalajın üzerinde bulunan etikette de bu şekilde belirtilir.

İçeriği doğrudan meyvenin kendisi olan yüzde 100 meyve suları, meyve suyu gerektiren tüm yemek tariflerinde kullanıma uygundur. Yüzde 100 meyve suları, tariflerde katı meyvenin yerini tutmaz, ancak tat ve soslar için evde sıkılan meyve suyu gibi kullanılabilir.

Sindirim, gerilim, çevre gibi faktörlere bağlı olarak oluşan serbest radikallerin, hücreye ve DNA’ya zarar veren, bağışıklık sistemini zayıflatarak hastalanmayı kolaylaştıran, yaşlanma sürecini hızlandıran zararlı etkileri ortadan kaldırma görevi gören antioksidanların, sağlıklı yaşam için yeterli miktarda alınmaları önerilir. Meyve ve meyve suyu doğal antioksidan bakımından zengin gıdalardır. Özellikle meyve suyuna kırmızı rengini ve ekşi tadını veren bileşiklerin antioksidan etkisi oldukça yüksektir. Bunlar, vişne, nar, üzüm gibi meyvelerde bulunur.

Meyve suları, koruyucu madde içermez. Bu nedenle, meyve nasıl küfleniyorsa meyve suyu da küflenebilir. Taşıma sırasında, yükleme sırasında düşme, çarpma nedeniyle ambalaj deforme olmuştur, delik, hasar, sızıntı oluşmuş olabilir. Bu durumun önlenmesi için, satın alırken ambalajın düzgün olmasına dikkat etmek gerekir. Sızıntı yapan, Ayrıca bombaj yapmış, şişkin ambalajları satın almamak, evde de açtıktan sonra meyve suyunu eğer tümünü tüketmiyorsa kalan kısmını buzdolabında saklamak ve 1-2 gün içerisinde tüketmek gerekir.