Meyve Suyu Hakkında Her Şey

Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Kurumu tarafından yayınlanan Türkiye Beslenme Rehberi’ne (TÜBER 2015) göre, günde 180 ml meyve suyu tüketimi önerilmektedir.

Beslenme uzmanları ve çeşitli uzmanlıklara sahip olan tıp doktorları, meyve suyu içmek için çok sayıda neden sıralamaktadır;

– Su miktarının yüksek olması
– Mineral deposu olması (potasyum, magnezyum gibi)
– Vitamin yüklü olması (A, C, E, folik asit vb)
– Polifenol, karoten, antosiyanin vb bileşikler sayesinde antioksidan özelliğinin bulunması
– Sıvının enerjiye hızlıca dönüşebilmesi

Türkiye’de %100 meyve suyu ve nektar olarak kişi başı tüketim 1970’li yıllarda 0,4 litre iken, 2000 yılında 4,4 litreye, 2017 yılında ise 8,5 litreye ulaştı. Bu büyüme endüstrinin sorumlu üretimi ve tüketicinin bilinçlenerek doğru beslenmeye yönelişinin sonucudur.  Öte yandan, gelişmiş ülkelerdeki dengeli beslenme bilincinin seviyesi ile kişi başı yıllık tüketimin Almanya’da 28,2 litre, Kuzey ve Güney Amerika’da toplam 29,5 litre olduğu dikkate alındığında Türkiye meyve suyu pazarının gelişiminin ve büyümesinin devam etmesi beklenmektedir.

Türk meyve suyu tüketicisinin en fazla tükettiği meyve suyu çeşidi ve tadı, şeftali nektarıdır. Şeftali nektarını sırasıyla, karışık, vişne ve kayısı nektarı takip etmektedir. %100 meyve sularında ise en çok elma suyu ve portakal suyu tüketilmektedir.

Meyve suyu fabrikaları, meyve üretiminin yoğunlaştığı yöreler başta olmak üzere, yurdun dört bir yanında yerel tüketim için üretim yapmanın yanı sıra, her sene yaklaşık %95 dış ticaret fazlası yaratarak hem yerel hem ulusal ekonomiye büyük bir katma değer sağlamaktadır. Sadece meyve işlemekle kalmayıp, endüstriye dönük ham madde üretimi için de Türk çiftçisi ile yakın çalışan meyve suyu sanayisi, iyi tarım uygulamaları, yenilikçi tarım anlayışları ve doğal kaynakların akılcı kullanımı ile Türk toprağının verimini artırmayı, böylelikle ticari olduğu kadar çevresel sürdürülebilirliği de sağlamayı öncelikli hedefi saymıştır.

Meyve üreticisi çiftçilerin ürünleri iki ana sektörde değerlendirilir. Birincisi sofralık olarak adlandırılan ve direkt meyve olarak tüketilenlerdir. Diğeri ise bunlardan farklı olarak direkt tüketime tam elverişli olmamakla birlikte fabrikada işlenerek meyve suyu haline getirilebilecek ham madde niteliğindeki meyvelerdir. Meyveler fabrikaya ulaştığında en önce titizlikle ayıklanır. Bu sırada, işlenmeye uygun olmayan nitelikte meyveler ayrıştırılarak üretim bandından çıkarılır.  Sanayinin olmazsa olmaz kriteri ürün kalitesidir. İster tüketime sunulacak ambalajlı ürün olsun, isterse ihraç edilecek konsantre, püre kıvamında ürün olsun işlenmeye uygun olmayan az miktarda meyve bile tüm üretimin kalitesini bozabilir. Ürünün sevkinden önce ve/veya sonra gerek iç kontroller gerekse yerli veya yabancı müşterinin veya kamu otoritelerinin talepleri doğrultusunda çok farklı analizlere tabi tutulan üründeki kalite bozukluğu net şekilde ortaya çıkacağı için sanayicinin uygunsuz ham madde kullanımı ile üretimini hem iş etiği hem de ticari olarak riske etmesi beklenemez.

Tüm gıdada olduğu gibi meyve suyu için de pek çok analiz mevcuttur. Bunlar genel olarak üretici firmanın münferit kalite kontrol sistemine, satın alma yapacak olan şirketin satın alma kriterlerine, ulusal veya uluslararası kamu otoritelerinin kalite kontrol sistemlerine göre şekillenir.

Meyve sularında meyve oranının belirlenmesi için birlikte değerlendirilen fosfor, potasyum, magnezyum ve formol sayısı analizlerinin sonuçları ayırt edicidir. Bunun yanı sıra, pestisit, ağır metal, mikrobiyolojik bulaşma gibi konularda da hassas analizler yapılarak gıda güvenilirliği garanti altına alınır.  Fabrikalar ayrıca izlenebilirlik sağlamak adına tüm partilerden şahit numune saklar. Böylece ürünler gerek rafa çıkmadan gerekse rafa çıktıktan sonra bozulma gösterdiği anda geriye dönük detaylı araştırma yapabilmek için bu numuneler kullanılarak sorun kaynağı tespit edilir ve sonraki üretimlerde bertaraf edilmek üzere kayda alınır.

Etiketlerde, üretici firma, içerik bilgileri, parti numarası, net miktar ile son kullanım tarihi veya tavsiye edilen tüketim tarihi zorunlu olarak bulundurulur. Bunun dışında firmalar, tercihlerine göre ek bilgiler de sağlayabilirler. Tüm bu bilgilerin dikkatle okunması ihtiyaca yönelik uygun tüketim için faydalıdır. Meyve suları ve benzeri ürünlerde belirtilen meyve oranları da beslenmeye katkısını ortaya koyan önemli bir göstergedir.

Portakal, elma, nar, armut gibi meyveler doğal yapıları gereği doğrudan ya da tek başına %100 meyve suyu olarak tüketime uygun meyvelerdir. Ancak bazı meyve türleri, tek başına %100 meyve suyu olarak tüketilmeye uygun değildir. Örnek olarak; kayısı ve şeftali koyu kıvamlı olup, vişne ve limonun tadı nispeten ekşidir. Bu gibi çeşitli sebeplerden dolayı %100 meyve suyu olarak tüketilemezler. Bu durumda iki tip yöntem uygulanabilir.

Birinci yöntemde, meyve suyu bir miktar su ile seyreltilir, bu yüzden bozulan tat dengesinin yeniden sağlanması için şeker ve benzeri maddeler ilave edilerek nektar elde edilir.

İkinci yöntemde ise; %100 meyve suyu olarak tüketilemeyen meyve sularına, başka meyve suları karıştırılarak %100 karışık meyve suları elde edilir.

Tüm bu uygulamalar Tarım ve Orman Bakanlığı Türk Gıda Kodeksi’nde yer alan yasal mevzuat ile belirlenmiştir ve yasal kontroller ile takip edilmektedir.

Tarım ve Orman Bakanlığı Türk Gıda Kodeksi’ne göre meyve içeren içecekler, meyve oranına göre 4 kategoride tanımlanmıştır.
Meyve suyu: Meyve oran yüzde 100 (Diğer adıyla %100 meyve suyu)
Meyve nektarı: Meyve oranı yüzde 25-yüzde 99
Meyveli içecek: Meyve oranı yüzde 10-yüzde 24
Aromalı içecek: Meyve oranı yüzde 10’dan az

Meyve suları, meyve oranlarına göre farklılık göstermekle birlikte meyveye en yakın beslenme değerlerine sahip içeceklerdir.

100 gram meyvenin vitamin miktarı ile yüzde 100 meyve suyunun vitamin miktarı ile hemen hemen aynıdır.

Örnek olarak 100 gram portakal suyunda var olan önemli besin öğeleri şöyle sıralanabilir: 152 mg potasyum, 11 mg kalsiyum, 15,3 mg fosfor, 36,4 mg C vitamini, 80 µg B1 vitamini, 20 µg B2 vitamini ve 0,29 mg niyasin

Meyve suları ayrıca, flavonoidler ve karetenoidler gibi vücuda yararlı maddeler için de iyi bir kaynaktır.

Kaynak: https://bit.ly/2rrT2Ig

Kodeks Alimentarius Komisyonu (KAK) 1960’larda Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından ortaklaşa kurulan ve Birleşmiş Milletlere bağlı bir kuruluştur. 188 üye ülkenin yanı sıra Avrupa Birliği’nin de üyeliği ile oluşan bu kuruluşun görevi dünyada gıda ile ilgili uygulamaların sağlık ve teknoloji yönünden standartlaştırılmasını sağlayarak tüm ülkeleri için güvenilir gıda üretiminde referans doküman niteliği taşır. KAK’a 1 Ekim 1963 yılından beri üye olan Türkiye, komisyonda Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından temsil edilmektedir.

Ülkemiz standartlarının belirlendiği Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği’nin amacı; gıda ve gıda ile temas eden madde ve malzemelere ilişkin asgari teknik ve hijyen kriterleri, pestisit kalıntıları ve veteriner ilaç kalıntıları, gıda katkı maddeleri, aroma vericiler ve aroma verme özelliği taşıyan gıda bileşenleri, bulaşanlar, ambalajlama, etiketleme, numune alma, analiz metotları, taşıma ve depolama ile ilgili yatay ve dikey gıda kodeksine ilişkin esaslar ile coğrafi işaret ile ilgili özel hükümlerin belirlenmesine dair kuralları düzenlemektir. Ulusal mevzuatın hazırlanmasında Kodeks Alimentarius normları ve yaklaşımları temel teşkil etmektedir.

Ayrıntılı bilgi için: https://bit.ly/2RWHad7

Meyve sularının sağlığa faydası, içerdiği meyvelerin faydalarına göre değişir. Dolayısıyla, birinin daha yararlı olduğu ifadesi yerine farklı noktalarda yararlı oldukları ifadesi daha uygundur. Değerleri ve oranları değişmekle birlikte meyvelerin vitamin, mineral ve antioksidan içerikleri ile sağladıkları yararın, kullanıldıkları meyve sularında da bulunduğu kesindir.

Tarımsal üretimin en doğal ürünlerinden olan meyvelerin tadı, yetiştiği ortamın toprağı, suyu ve iklimi gibi tabii sebeplerden dolayı farklılık gösterir. Dolayısıyla aynı bölgenin farklı kesimlerinden toplanan meyvelerden üretilen meyve suları da farklılık gösterebilmektedir.  Bu gerçek, birinin diğerinden daha iyi olduğu olarak algılanmamalı, sadece doğal çeşitlilik olarak kabul edilmelidir.

Meyve sularının üretiminde teknik olarak iki yol izlenebilmektedir.

Birincisi ve en yaygın olanı; kısa anlatımı ile, ‘sıkılmış’, ‘pastörize edilmiş’ ve içindeki suyun bir kısmı buharlaştırılarak ‘konsantre edilmiş’ MEYVE SUYU KONSANTRESİ kullanmaktır. İkincisi ise ‘sıkılmış’ ve ‘pastörize edilmiş’ MEYVE SUYU kullanmaktır. Yani aradaki tek fark meyvenin suyunun buharlaştırılmasıdır.

Markalar, konsantreden üretilen ürünleri, Tarım ve Orman Bakanlığı Türk Gıda Kodeksi gereği etiketlerinde “Konsantreden üretilmiştir” benzeri bir ifade ile belirtmek zorundadır.

Yüzde 100 meyve suları, sadece meyvenin kendisinde bulunan doğal şekeri içerir.

Şeftali, kayısı, vişne gibi meyvelerin doğası gereği meyve suyuna geçişte meyve işleme tekniklerinde farklılık vardır. Bundan dolayı nektar adı verilen bu grupta meyvenin doğasına uygun olarak içilebilir kıvamı ve tadı tüketiciye sunabilmek için şeker ilavesi yapılabilir. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından Nektarlara eklenmesine izin verilen şeker miktarı ise, yasal olarak Türk Gıda Kodeksi tarafından belirlenmektedir ve bu oran yüzde 20’yi aşamaz.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Sağlık Bakanlığı gibi uluslararası ve ulusal kuruluşlarn yayınlarında yer aldığı üzere şişmanlık ve daha ötesinde obezite olumsuz pek çok faktörün etkisi ile oluşmaktadır. Kişinin bireysel özelliklerini ve yaşam stilini dikkate almaksızın uyguladığı aşırı ve yanlış beslenme ile fiziksel aktivite yetersizliğinin yanı sıra, genetik, çevresel, nörolojik, fizyoloijk, biyokimyasal, sosyokültürel ve psikolojik pek çok faktör birbiri ile ilişkili olarak olumsuz etki yaratır.

Bu konudaki ön yargıların aksine, meyve suyunun, uygun gıdalar ile birlikte tüketildiği takdirde, kilo yönetimine yarar sağladığını gösteren bilimsel araştırmalar mevcuttur. Özellikle portakala yönelik akademik çalışmaları ile dünya çapında kabul gören Sao Paulo Devlet Üniversitesi (UNESP), Eczacılık Fakültesi, Gıda ve Beslenme Departmanı Beslenme Laboratuvarınca gerçekleştirilen ve Elsevier Nutrition Journal’da yayınlanan araştırma, düşük kalori diyetiyle birlikte portakal suyu tüketiminin, kilo kaybı ve obeziteye ilişkin göstergelerde düzelmeye yarar sağladığını göstermiştir

https://bit.ly/2L7RYSZ

Ayrıca, Avrupa’nın 7 ülkesinde, 1441 yetişkinin katılımıyla düzenlenen ve sonuçları European Journal of Clinical Nutrition (EJCN)’de yayınlanan FOOD4ME adlı araştırmanın bulguları da, meyve suyu tüketiminin, daha düşük beden kütle indeksi değerleriyle istatistiksel açıdan anlamlı olduğunu göstermektedir.

https://go.nature.com/2SHxx1T

American Public Health Association tarafından yayınlanan bu makalede de, meyve suyunun obeziteyi tetiklediğine yönelik bilimsel herhangi bir bulgunun var olmadığı ifade edilmiştir.

https://bit.ly/2rvEKGr

Gıdaların kan şekerini yükseltme hızının göstergesi olan glisemik indeks, besinlerde bulunan karbonhidrat miktarına göre hesaplanır. Buna göre, değeri 55’in altındaki gıdalar düşük, 55-69 arasında olanlar orta, 70’den fazla olanlar yüksek olarak sınıflandırılır. Meyvelerin kendisi gibi, sadece meyve içeren %100 meyve suları da, glisemik indeks değeri düşük, doğal şeker içeren gıdalar arasında yer alır.

Detaylı bilgi için; uluslararası tıp camiasının önde gelen kuruluşlarından Amerikan Diyabet Derneği (ADA) yayınlarında Diabetes Care’de yayınlanan bilimsel makaleye başvurabilirsiniz.

https://bit.ly/2QlGmlh

Diyabet hastalarının ve şeker düzeyini sürekli kontrol altında tutması gereken kişilerin, en uygun gıda diyeti için doktorlarına düzenli olarak danışması önerilir.

Gıda Bilimcisi Prof. Dr. Aziz Ekşi yanıtlıyor:

Gıda Bilimcisi Prof. Dr. Aziz Ekşi yanıtlıyor:

Meyve sularının raf ömrünü belirleyen tek etken, üretim sürecinde, dolumdan önce uygulanan PASTÖRİZASYON işlemidir. Bu, bir ısıl işlemdir. Uygulanan ısı derecesinin yüksekliği ve bu ısı derecesine maruz kalma süresine bağlı olarak içeceğin ‘raf ömrü’ belirlenir. Raf ömrü çok büyük oranda bu ısıl işleme bağlı olduğu için, hangi meyve çeşidi olursa olsun, eğer aynı işlem uygulanmış ise raf ömürleri de aynı olur. Güvenli saklama için ürün etiketindeki kullanım ve saklama koşulları bilgilerine uyulması tavsiye edilir.

Meyve suyunun raf ömrü konusunu anlamak için öncellikle pastörizasyon işlemini anlamakta fayda vardır. 1860’larda Fransız bilim insanı Louis Pasteur tarafından geliştirilen ve o günden bu yana tüm dünyada gıdaları güvenilir hale getirmek için kullanılan Pastörizasyon, patojenik bakterileri öldürmek ve enzimatik aktiviteyi azaltmak için ürünün ısıl işlemden geçirilmesidir. Amaç ürünü tüketim için daha güvenli hale getirmek ve ürünün raf ömrünü makul seviyeye uzatmaktır.

Bozulmaya yol açabilecek mikroorganizmaların ölmesi için meyve suyu üretiminde de kullanılan bu yöntemde ürün, 30 – 60 saniye süresince 95 – 99 °C ısıda tutulur ve hemen ardından 20 santigratta soğutulur. Sonrasında aseptik uygulama ile her tür zararlı mikroorganizmadan arındırılmış bir bölmede steril ambalaja doldurularak anında kapatılır.

Böylece besleyici bir gıda olan meyve suyunda, mikroorganizmaların (maya, küf veya bakteri) oluşumu engellenir.

Meyve suyu bu sistem ile koruyuculara gerek olmadan güvenli, taze ve lezzetli şekilde muhafaza edilir. Özel geliştirilmiş karton ambalaj, cam şişe ya da teneke kutuda, mikroorganizma bulaşmayacak şekilde ambalajlanan meyve suyu, kapağı açılmadıkça tavsiye edilen tüketim tarihine kadar bozulmaz.

Ambalaj açıldığında ise, havadan bulaşacak mikro organizmalar meyve suyunun zamanla bozulmasına sebep olur. Bozulma süresi sıcaklığa göre değişebileceği için buzdolabında daha geç, oda sıcaklığında daha erken bozulması beklenir. Kullanım ve saklama koşulları için en güvenilir bilgi ürün ambalajı üzerinde yer alır. Örnek: Açıldıktan sonra buzdolabında muhafaza edilmeli, 2 gün içerisinde tüketilmeli gibi.

 

Doğallığından dolayı meyve uygun saklama koşulları sağlanmadığında nasıl küflenebiliyorsa meyve suyunda da aynı etki görülebilir. Herhangi bir sebeple darbeye maruz kalan ambalaj deforme olabilir, delik, hasar, sızıntı oluşabilir. Bunların sebep olabileceği olumsuz etkileri ortadan kaldırmak için, satın alma sırasında ambalajın hasarsız olmasına, raftan alındıktan sonra taşımada zarar görmemesine dikkat etmek gerekir. Sızıntı yapan, bombaj yapmış, şişkin ambalajları satın almamak ve satış noktasını uyarmak doğru olur. Ambalaj açıldıktan sonra tamamı tüketilemediği takdirde, kalan kısmının buzdolabında saklanması ve 2 gün içerisinde tüketimi tavsiye edilir. Uygun tüketim ve saklama koşulları için ambalaj üzerindeki bilgilerin okunması tavsiye edilir.

Evde sıkılan meyve suyu ile hazır meyve suları arasında besin değeri açısından çok az bir fark bulunur. Meyve suyu elde edilirken uygulanan ısıl işlem sırasında meyve suyunun sıcaklığa maruz kalma süresine bağlı olarak vitamin değerlerinde çok az bir kayıp görülebilmektedir. Minerallerde ise herhangi bir kayba rastlanmaz.

Tarım ve Orman Bakanlığı Türk Gıda Kodeksi’nde çeşidi, kullanım şekli ve miktarı belirlenmiş olan maddelerden üretilen meyve sularında kullanılan herhangi bir maddenin kanserojen olduğuna yönelik hiçbir bilimsel bulguya rastlanmamıştır.

Tarım ve Orman Bakanlığı Türk Gıda Kodeksi Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği’ne göre, meyve sularının etiketlerinde ‘Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi’nin (TETT) belirtilmesi şart koşulmuştur. Üretim tarihinin yazılması ise zorunlu tutulmaz, tamamen üretici firmanın tercihine bağlıdır.

Meyve suyu ambalajlamasında kullanılan kutu, cam şişe ve metal kutuların tümü, geri kazanılabilir malzemeden üretilir. Bu yasal olarak bir zorunluluk olduğu için, tüm üretici firmalar tarafından uygulanır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca 14.03.1991 tarihinde yayınlanan Katı Atıkların Kontrolü Yönetmeliği ve 26.06.2007 tarihinde Ambalaj Atıkları Yönetmeliği adını alan yönetmelik gereğince, geri toplama ve geri kazanım mecburidir. Burada tüketiciye düşen önemli görev, ambalajları (şişe, metal, karton, alüminyum poşet vs) ayrıştırarak biriktirip, geri dönüşüm kuruluşlarının sağladığı toplama alanlarına atmaktır.

Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından yapılan tanıma göre Çölyak hastalığı (ya da Gluten Enteropatisi), bağırsaklardaki sindirimi sağlayan villus [tüysü oluşumlar] denilen yapıların bozulmasına sebep olan ve dolayısıyla yiyeceklerdeki besinin emilmesini engelleyen ve ince bağırsakta hasarlar oluşturan bir sindirim sistemi hastalığıdır. Bu hasara buğday, arpa, çavdar, yulaf gibi tahılların içerisinde bulunan glüten isimli bir protein neden olmaktadır.

Tüm meyveler ve sebzeler ve dolayısıyla suları glüten içermedikleri için çölyak hastalarına tavsiye edilen güvenli gıdalar arasında yer alırlar. Her durumda, hastalığın kişiye özel etkileri göz önünde bulundurularak tüketim için uzman hekime danışılması tavsiye edilir.

Diş çürümesine kolaylaştıran etkenler flor eksikliği ile ağız ve diş hijyeni eksikliğidir. Eğer bunlara özen gösteriliyor ve düzenli olarak diş fırçalanıyorsa, herhangi bir gıdanın, özellikle dişe yapışma olasılığı olmayan ve ağızda kalma süresi çok kısa olan sıvı gıdanın diş çürümesine sebep olma olasılığı neredeyse hiç yoktur.

Antioksidan, organizmada serbest radikalleri tutan bileşiklerin genel adıdır. Sindirim, gerilim, çevre gibi faktörlere bağlı olarak oluşan serbest radikaller, hücreye ve DNA’ya zarar verir. Ayrıca bağışıklık sistemini zayıflatarak hastalanmayı kolaylaştırır ve yaşlanma sürecini hızlandırır. Antioksidanlar işte bu zararlı etkileri ortadan kaldırma görevi görürler. Bu nedenle sağlıklı yaşam için yeterli miktarda alınmaları önerilir. Meyve, sebze ve bir meyve türevi olan meyve suyu doğal antioksidan bakımından en zengin gıdalardır. Özellikle meyve suyuna kırmızı rengini veren bileşiklerin antioksidan etkisi oldukça yüksektir. Bunlar, vişne, nar, üzüm gibi meyvelerdir.

Portakal, elma, nar, armut vb meyveler doğal yapıları gereği doğrudan ya da tek başına %100 meyve suyu olarak tüketime uygun meyvelerdir. Ancak bazı meyve türleri, tek başına %100 meyve suyu olarak tüketilmeye uygun değildir. Örnek olarak; koyu kıvamlı kayısı ve şeftali, ekşi tadı bulunan vişne ve limon sayılabilir. Dolayısıyla bunlar %100 meyve suyu olarak tüketilemez. Bu durumda iki tip yöntem uygulanabilir.

Birinci yöntemde, meyve suyu bir miktar su ile seyreltilir, bu yüzden bozulan tat dengesinin yeniden sağlanması için şeker ve benzeri maddeler ilave edilerek nektar elde edilir.

İkinci yöntemde ise; %100 meyve suyu olarak tüketilemeyen meyve sularına, başka meyve suları karıştırılarak %100 karışık meyve suları elde edilir.

Bu uygulamaların tümü Tarım ve Orman Bakanlığı Türk Gıda Kodeksi’nde belirlenen yasal mevzuat çerçevesinde gerçekleştirilir.

İçeriği doğrudan meyvenin kendisi olan yüzde 100 meyve suları, yemek tarifine göre kullanıma uygun olabilir. Yüzde 100 meyve suları, katı meyvenin yerini tutmasa da, tat ve soslar için evde sıkılan meyve suyu gibi kullanılabilir.

Sindirim, gerilim, çevre gibi faktörlere bağlı olarak oluşan serbest radikallerin, hücreye ve DNA’ya zarar veren, bağışıklık sistemini zayıflatarak hastalanmayı kolaylaştıran, yaşlanma sürecini hızlandıran zararlı etkileri ortadan kaldırma görevi gören antioksidanların, sağlıklı yaşam için yeterli miktarda alınmaları önerilir. Meyve ve meyve suyu doğal antioksidan bakımından zengin gıdalardır. Özellikle meyve suyuna kırmızı rengini veren bileşiklerin antioksidan etkisi oldukça yüksektir. Bunlar, vişne, nar, üzüm gibi meyvelerde bulunur.

Pastörizasyon işleminden geçirilerek bakteri ve mikroorganizmalardan arındırılmış meyve suları, besleyici değerlerinin korunduğu güvenli ambalajlarda sunularak, hamilelik döneminde önem taşıyan mineral ve vitaminler için iyi bir kaynak olurlar.

Hamilelik döneminde, en uygun gıda alımı için doktorunuzla sürekli temas önerilir.

Her meyve suyunun, içeriğinde bulunan meyvelere göre sağladıkları faydalar da değişiklik gösterir. Ancak bu, birinin daha yararlı olduğu değil, farklı noktalarda yararlı oldukları şeklinde yorumlanmalıdır.

Bilimsel araştırmalara göre 100 gram portakal suyu; 152 mg potasyum, 11 mg kalsiyum, 15,3 mg fosfor, 36,4 mg C vitamini, 80 µg B1 vitamini, 20 µg B2 vitamini ve 0,29 mg niyasin gibi besin öğelerini içerir.

Portakal suyu ayrıca, flavonoidler ve karetenoidler gibi vücuda yararlı maddeler için de iyi bir kaynaktır.

Vitamin C açısından zengin meyve ve dolayısıyla meyve sularının yemeklerde tüketilmesi, demir emilimini olumlu etkilemesi sebebiyle önerilmektedir.

Portakal suyunda var olan C vitamininin, demir emilimini kolaylaştırıcı özelliğe sahip olduğu bilinmektedir.

Türk Tabipler Birliği tarafından yayınlanan Sürekli Tıp Eğitim Dergisi (STED)’nde yer alan makaleden detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz.

Kaynak: https://bit.ly/2C1xvfx

Vitamin C açısından zengin meyve ve dolayısıyla meyve sularının yemeklerde tüketilmesi, demir emilimini olumlu etkilemesi sebebiyle önerilmektedir.

Portakal suyunda var olan C vitamininin, demir emilimini kolaylaştırıcı özelliğe sahip olduğu bilinmektedir.

Türk Tabipler Birliği tarafından yayınlanan Sürekli Tıp Eğitim Dergisi (STED)’nde yer alan makaleden detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz.

https://bit.ly/2C1xvfx

Bilimsel olarak anne sütünü artıran özel bir besin yoktur. Ancak emziren annenin salgıladığı süt nedeniyle artan günlük sıvı ve vitamin ihtiyacının karşılanmasında yardımcı olur.

Buna yönelik kanıtlanmış bir akademik bir bulgu yoktur. Bu konuda en sağlıklı bilgi için hekiminize başvurmanızı öneririz.

Bir besinin tek başına reflü oluşturduğuna dair bilimsel bir bulgu mevcut değildir.  Bu konuda en sağlıklı bilgi için hekiminize başvurmanızı öneririz.

Bir besinin tek başına gastrit oluşturduğuna dair bilimsel bir bulgu mevcut değildir.  Bu konuda en sağlıklı bilgi için hekiminize başvurmanızı öneririz.

Besinlerin gaz yapıcı özelliği kişiye göre farklılıklar gösterir. Bu konuda en sağlıklı bilgi için hekiminize başvurmanızı öneririz.

Günlük tüketilen meyve suyu miktarı kişinin yaşı ve beslenmesi için tavsiye edilen miktardan çok daha fazla olur ise, ishale neden olma ihtimali görülür. Yine de bu konuda en sağlıklı bilgi için hekiminize başvurmanızı öneririz.

Meyve suyu yapımında fermantasyon işlemi olmadığı için bu süreçte etil alkol oluşmaz. Meyvelerin kendisinde, doğal olarak etil alkol oluşumu görülebilir. Ancak ilgili mevzuat olan Tarım ve Orman Bakanlığı Türk Gıda Kodeksi’ne göre, meyve suyundaki doğal etil alkol oranı litrede 3 gramı aşamaz.

Meyve suları, içerdikleri meyve oranına bağlı olarak, meyvenin kendisinde bulunan vitamin miktarına en yakın içecektir. Pastörizasyon işlemi sırasında vitamin kaybı oluşabilse de, bu eser miktar seviyesinde kalmaktadır.

Meyve suları nişasta içermez.

%100 meyve suyu ve mutfak becerilerinizle, harika soslar yapabilirsiniz.

Meyvelerin kendisi gibi, meyve suları da zemine ve meyvenin özelliklerine göre farklı nitelikte lekelere neden olabilir. Lekenin çıkarılması hakkında temizlik malzemelerinin kullanma şartlarına uyulması tavsiye olunur.

Yüzde 100 portakal suyu gibi, C vitamini içeriği ile gribe iyi gelen meyvelerden üretilen meyve sularının, gribe iyi gelme olasılığı yüksek olmakla birlikte tüketicilerin, hastalıklarını giderme konusunda ilgili hekimlere başvurmaları önerilir.

Meyve sularının bağımlılık yaptığına yönelik herhangi bir bilimsel veri ya da bulgu bulunmamaktadır.

Sektörde pek çok üretici, Helal sertifikasına sahiptir.

‘Sitrik asit’ için rastlanan kanserojen algısının ortaya çıkması bir isim benzerliğine dayanır. Vücutta bulunan bir metabolik dönüşüm olan ‘sitrik asit döngüsünü’ keşfeden Alman bilim adamı Ahns Krebs’den dolayı, bu döngü ‘krebs döngüsü’ diye de anılır. ‘Krebs’ kelimesi Almanca’da ‘kanser’ anlamına gelir. Bu yüzden oluşan yanlış algı nedeniyle, ‘sitrik asit’ ile ‘kanser’ kelimeleri toplumda ilişkilendirilmektedir. Oysa, ‘sitrik asit’, çoğu meyvede doğal olarak bulunan bir asit çeşididir ve kanser ile ilgisi yoktur.

Vücuttaki yağın yanması için fiziksel aktivite ile aldığımız kaloriden fazlasını harcamamız gerekir. Bu nedenle tek başına hiçbir besin vücut yağlarını yakmada etkili değildir.

Portakal suyunun uykuyu etkilediğine dair doğruluğu kanıtlanmış bir bilgi yoktur.

Bu konuda en sağlıklı bilgi için hekiminize başvurmanızı öneririz.

Tavsiye edilen tüketim miktarına uyulması halinde kişiye özel bir sağlık problemi yok ise, gaz yapıcı bir etki beklenmez. Kişinin özelliklerine uygun olarak değerlendirme için hekiminize başvurmanızı öneririz.

Bu konuda doğruluğu kanıtlanmış bir bilgi yoktur.

Meyve suyu, tavsiye edilen miktarlarda tüketildiği sürece, sağlıklı bireylerde midede herhangi bir soruna neden olmaz.

Portakalda bulunan çözünür posa dışkının hacmini ve yumuşaklığını artırarak kabızlığı önler. Ancak portakal suyunda posa miktarı azalsa da kabızlığa neden olacak seviyeye inmez. Yine de, bu konuda en sağlıklı bilgi için hekiminize başvurmanızı öneririz.

Bazı gıdaların, bazı ilaçlarla farklı etkileşimler gösterebildiği bilindiği için bu konuda hekiminize başvurmanızı öneririz.

Bir antioksidan olan C vitamininin en iyi kaynağı portakal suyu ağızdan alındığında, cilt yaşlanmasına karşı koruyucu etki sağlayabilir. Ancak cilde sürülmesi ile ilgili bilimsel bir kanıt yoktur.

Anne sütü alıp yeterli büyümeyi sağlayan bebeğe ilk 6 ay herhangi bir besin verilmez. Sindirim sistemi 6 aydan sonra yeterli hale geldiği için 6. aydan sonra başlandığında sorun oluşturmaz. Bu konuda en sağlıklı bilgi için hekiminize başvurmanızı öneririz.

Gıdaların, bazı bireylerde alerjik reaksiyona neden olabildiği bilinmektedir. Bu konuda en sağlıklı bilgi için hekiminize başvurmanızı öneririz.

Anne sütü alıp yeterli büyümeyi sağlayan bebeğe ilk 6 ay herhangi bir besin verilmez. 6 aydan sonra ek besinlere başlandığında meyve suları verilebilir. Bebeğe verilebilecek uygun meyve suyu ve miktarı için hekiminize başvurmanızı öneririz.

Yüzde 100 portakal suyunun bir bardağında (100 ml.) yaklaşık 8 mikrogram folat bulunur. Bu miktar, günlük folik asit ihtiyacının yüzde 20’sini karşılar niteliktedir.