Meyve Suyu Hakkında Her Şey

Sağlık Bakanlığı onaylı Türkiye’ye Özgü Beslenme Rehberi’nde, günde 180 ml civarında meyve suyu tüketimi önerilmektedir.

Buna yönelik doğruluğu kanıtlanmış bir bilgi yoktur. Bu konuda en sağlıklı bilgi için hekiminize başvurmanızı öneririz.

Hiçbir besin tek başına reflü oluşturmaz. Bu konuda en sağlıklı bilgi için hekiminize başvurmanızı öneririz.

Yüzde 100 meyve suları, meyvenin kendisinde bulunan doğal şekeri içerir.

Nektarlara eklenmesine izin verilen şeker miktarı ise, yasal olarak Türk Gıda Kodeksi tarafından belirlenmektedir ve bu oran yüzde 20’yi aşamaz.

Meyvelerin kendisi gibi, meyve suları da dökülmesi halinde farklı nitelikte lekelere neden olabilir. Tüketime sunulan farklı temizlik malzemeleri, bu konuda size yardımcı olacaktır.

Günlük tüketilen meyve suyu miktarı kişinin yaşı ve beslenmesi için tavsiye edilen miktardan çok daha fazla olur ise, ishale neden olma ihtimali görülür. Yine de bu konuda en sağlıklı bilgi için hekiminize başvurmanızı öneririz.

Besinlerin gastrite tek başına sebep olduğuna dair bir bulgu yoktur. Ancak yine de, bu konuda en sağlıklı bilgi için hekiminize başvurmanızı öneririz.

Besinlerin gaz yapıcı özelliği kişiye göre farklılıklar gösterir. Bu konuda en sağlıklı bilgi için hekiminize başvurmanızı öneririz.

100 gram meyvenin vitamin ve mineral miktarı ne kadarsa 100 gram meyve suyununki de o kadardır.

Bilimsel araştırmalara göre 100 gram portakal suyu; 152 mg potasyum, 11 mg kalsiyum, 15,3 mg fosfor, 36,4 mg C vitamini, 80 µg B1 vitamini, 20 µg B2 vitamini ve 0.29 mg niyasin gibi besin öğelerini içermektedir.

Meyve suları ayrıca, flavonoidler ve karetenoidler gibi vücuda yararlı maddeler için de iyi bir kaynaktır.

100 gram meyvenin vitamin ve mineral miktarı ne kadarsa 100 gram meyve suyununki de o kadardır.

Bilimsel araştırmalara göre 100 gram portakal suyu; 152 mg potasyum, 11 mg kalsiyum, 15,3 mg fosfor, 36,4 mg C vitamini, 80 µg B1 vitamini, 20 µg B2 vitamini ve 0.29 mg niyasin gibi besin öğelerini içermektedir.

Meyve suyu yapımında fermantasyon işlemi olmadığı için bu süreçte etil alkol oluşmaz. Meyvelerin kendisinde, doğal olarak etil alkol oluşumu görülebilir. Ancak ilgili mevzuat gereği, meyve suyundaki doğal etil alkol oranı litrede 3 gramı aşamaz.

100 gram meyvenin vitamin ve mineral miktarı ne kadarsa 100 gram meyve suyununki de o kadardır.
Bilimsel araştırmalara göre 100 gram portakal suyu; 152 mg potasyum, 11 mg kalsiyum, 15,3 mg fosfor, 36,4 mg C vitamini, 80 µg B1 vitamini, 20 µg B2 vitamini ve 0.29 mg niyasin vd besin ögelerini içermektedir…

Kaynak: https://fruitjuicematters.eu/en/nutrition-and-bio-availability/nutrients-in-100-fruit-juice-are-bioavailable-but-processed-has-edge-over-fresh-for-bioactives

Bilimsel bulgular, kilo yönetiminde yaşam stili ve gıdalarla ilgili tercihlerin önemini ve meyve suyunun, bu konudaki farklı görüşlerin aksine, sağlıklı gıdalarla birlikte tüketildiğinde, kilo yönetimine yarar sağlayabildiğini gösterir niteliktedir.

Brezilya Sao Paulo Devlet Üniversitesi (UNESP), Eczacılık Fakültesi, Gıda ve Beslenme Departmanı’nın Beslenme Laboratuvarınca gerçekleştirilen bir araştırma, düşük kalori diyetiyle birlikte portakal suyu tüketiminin, kilo kaybına ve obeziteye ilişkin göstergelerde düzelmeye yarar sağladığını göstermiştir (https://www.nutritionjrnl.com/article/S0899-9007(17)30004-7/fulltext).

Ayrıca, Avrupa’da 7 ülkede, 1441 yetişkinin katılımıyla düzenlenen Food4Me isimli bir diğer araştırmanın bulguları, meyve suyu tüketiminin, daha düşük beden kütle indeksi değerleriyle istatistiksel açıdan anlamlı olduğunu göstermiştir (https://www.nature.com/articles/s41430-017-0004-y).

Diyabet hastalarının ve şeker düzeyini sürekli kontrol altında tutması gereken kişilerin, en uygun gıda diyeti için doktorlarına düzenli olarak danışması önerilir.

Diyabet hastalarının ve şeker düzeyini sürekli kontrol altında tutması gereken kişilerin, en uygun gıda diyeti için doktorlarına düzenli olarak danışması önerilir. Glisemik indeks, bir yiyeceğin veya içeceğin kan şekeri düzeylerini nasıl etkileyeceğine dair bilgi sağlar. Buna göre, değeri 55’den altındaki gıdalar düşük, 55-69 arasında olanlar orta, 70’den fazla olanlar yüksek olarak sınıflandırılır. Meyvelerin kendisi gibi, sadece meyve içeren %100 meyve suları, glisemik indeks değeri düşük, doğal şeker içeren gıdalar arasında yer alır.

Portakal suyunda var olan C vitamininin, demir emilimini kolaylaştırıcı özelliğe sahip olduğu bilinmektedir.

Kaynak: http://www.pediatriportali.com/resimler/102_demir.pdf

Meyve sularının raf ömrü, Pastörizasyon işlemiyle sağlanır. 200 yıldır bilinen ve uygulanan Pastörizasyon, kritik ve özünde oldukça basit bir süreçtir. Meyve suyu, bozulmaya yol açabilecek mikroorganizmaların ölmesi için, 95 – 99 °C’ da, 30 – 60 saniye boyunca tutulur, hemen ardından 20 santigratta soğutulur ve aseptik yani, her tür zararlı mikroorganizmadan arındırılmış, bir bölmede steril ambalaja doldurularak, aynı anda kapanır. Özel geliştirilmiş karton ambalaj, cam şişe ya da teneke kutuda, mikroorganizma bulaşmayacak şekilde ambalajlanan meyve suyu, kapağı açılmadıkça uzun süre bozulmaz.

Ambalaj açıldığında ise, havadan mikroorganizma bulaşır ve meyve suyu zamanla bozulur. Bozulma süresi sıcaklığa göre değişir. Buzdolabında daha geç, oda sıcaklığında daha çabuk gerçekleşir. Bu nedenle, ambalaj üzerinde ‘açıldıktan sonra buzdolabında muhafaza edilmeli, 2 gün içerisinde tüketilmeli’ gibi saklama koşulları ifadeleri bulunur.

Meyve sularının saklanma koşulları ile ilgili bilgiler, ambalaj üzerinde belirtilmektedir.

Bilimsel bulgular, kilo yönetiminde yaşam stili ve gıdalarla ilgili tercihlerin önemini ve meyve suyunun, bu konudaki farklı görüşlerin aksine, sağlıklı gıdalarla birlikte tüketildiğinde, kilo yönetimine yarar sağlayabildiğini gösterir niteliktedir.

Brezilya Sao Paulo Devlet Üniversitesi (UNESP), Eczacılık Fakültesi, Gıda ve Beslenme Departmanı’nın Beslenme Laboratuvarınca gerçekleştirilen bir araştırma, düşük kalori diyetiyle birlikte portakal suyu tüketiminin, kilo kaybına ve obeziteye ilişkin göstergelerde düzelmeye yarar sağladığını göstermiştir (https://www.nutritionjrnl.com/article/S0899-9007(17)30004-7/fulltext).

Ayrıca, Avrupa’da 7 ülkede, 1441 yetişkinin katılımıyla düzenlenen Food4Me isimli bir diğer araştırmanın bulguları, meyve suyu tüketiminin, daha düşük beden kütle indeksi değerleriyle istatistiksel açıdan anlamlı olduğunu göstermiştir (https://www.nature.com/articles/s41430-017-0004-y).

Yapısı asitli bir meyve olan portakaldan üretilen portakal suyu da aynı şekilde asitli yapıdadır.

Bilimsel bulgular, kilo yönetiminde yaşam stili ve gıdalarla ilgili tercihlerin önemini ve meyve suyunun, bu konudaki farklı görüşlerin aksine, sağlıklı gıdalarla birlikte tüketildiğinde, kilo yönetimine yarar sağlayabildiğini gösterir niteliktedir.

Brezilya Sao Paulo Devlet Üniversitesi (UNESP), Eczacılık Fakültesi, Gıda ve Beslenme Departmanı’nın Beslenme Laboratuvarınca gerçekleştirilen bir araştırma, düşük kalori diyetiyle birlikte portakal suyu tüketiminin, kilo kaybına ve obeziteye ilişkin göstergelerde düzelmeye yarar sağladığını göstermiştir (https://www.nutritionjrnl.com/article/S0899-9007(17)30004-7/fulltext).

Ayrıca, Avrupa’da 7 ülkede, 1441 yetişkinin katılımıyla düzenlenen Food4Me isimli bir diğer araştırmanın bulguları, meyve suyu tüketiminin, daha düşük beden kütle indeksi değerleriyle istatistiksel açıdan anlamlı olduğunu göstermiştir (https://www.nature.com/articles/s41430-017-0004-y).

Pastörizasyon işlemi sırasında eser miktarda kayba rastlanabilmektedir.

Diyabet hastalarının ve şeker düzeyini sürekli kontrol altında tutması gereken kişilerin, en uygun gıda diyeti için doktorlarına düzenli olarak danışması önerilir.

Gıdaların kan şekerini yükseltme hızının göstergesi olan glisemik indeks, besinlerde bulunan karbonhidrat miktarına göre hesaplanır. Buna göre, değeri 55’den altındaki gıdalar düşük, 55-69 arasında olanlar orta, 70’den fazla olanlar yüksek olarak sınıflandırılır. Meyvelerin kendisi gibi, sadece meyve içeren %100 meyve suları, glisemik indeks değeri düşük, doğal şeker içeren gıdalar arasında yer alır.

Kaynak: http://care.diabetesjournals.org/content/31/12/2281.full-text.pdf

Meyve sularının raf ömrü, Pastörizasyon işlemiyle sağlanır. 200 yıldır bilinen ve uygulanan Pastörizasyon, kritik ve özünde oldukça basit bir süreçtir. Meyve suyu, bozulmaya yol açabilecek mikroorganizmaların ölmesi için, 95 – 99 °C’ da, 30 – 60 saniye boyunca tutulur, hemen ardından 20 santigratta soğutulur ve aseptik yani, her tür zararlı mikroorganizmadan arındırılmış, bir bölmede steril ambalaja doldurularak, aynı anda kapanır. Özel geliştirilmiş karton ambalaj, cam şişe ya da teneke kutuda, mikroorganizma bulaşmayacak şekilde ambalajlanan meyve suyu, uzun süre bozulmaz.

200 yıldır bilinen ve uygulanan Pastörizasyon, kritik ve özünde oldukça basit bir süreçtir. Meyve suyu, bozulmaya yol açabilecek mikroorganizmaların ölmesi için, 95 – 99 °C’ da, 30 – 60 saniye boyunca tutulur, hemen ardından 20 santigratta soğutulur ve aseptik yani, her tür zararlı mikroorganizmadan arındırılmış bir bölmede steril ambalaja doldurularak, aynı anda kapanır. Böylece Besleyici bir gıda olan meyve suyunda, mikroorganizmaların, ki bunlar maya olabilir, küf olabilir, bakteri olabilir, oluşumu engellenir.

Meyve suları nişasta içermez.

Halk arasında meyve suyu ve benzeri içeceklerin tümü ‘meyve suyu’ olarak adlandırılır. Ancak söz konusu içecekler, meyve oranına göre farklı kategorilere ayrılır. Türk Gıda Kodeksi’ne uygun olarak 4 kategori tanımlanmıştır. Bunlar sırasıyla aşağıdaki gibidir:
Meyve suyu (Yüzde 100 oranında meyve)
Meyve nektarı (Yüzde 25 – Yüzde 99)
Meyveli içecek (Yüzde 10 – Yüzde 24)
Aromalı içecek (Yüzde 10’dan az)
Yukarıda da bahsedildiği gibi, çok uzun yıllar meyve suyu içeriği dikkate alınmadığı için, her türlü meyveli içecek ‘meyve suyu’ olarak adlandırılmıştır. Şu anda yasa ile tariflenmiş olmasına rağmen, tüketicinin zihninde ‘meyve suyu’ ile nektar, meyveli içecek ve aromalı içecek kavramları birbirine karışabilmektedir. Bu karışıklığı bertaraf etmek ve tüketiciyi en doğru şekilde bilgilendirmek amacıyla meyve suyu üreticileri etiketlerinde ‘meyve suyu’ yerine ‘Yüzde 100 meyve suyu’ yazmayı tercih etmişlerdir.

%100 meyve suyu ve mutfak becerilerinizle, harika soslar yapabilirsiniz.

Sağlıklı ambalajlarda tüketiciye ulaşan meyve suları, mikroorganizma ve bakteri oluşumun engellenmesi için Pastörizasyon işleminden geçer. 200 yıldır bilinen ve uygulanan Pastörizasyon, kritik ve özünde oldukça basit bir süreçtir. Meyve suyu, bozulmaya yol açabilecek mikroorganizmaların ölmesi için, 95 – 99 °C’ da, 30 – 60 saniye boyunca tutulur, hemen ardından 20 santigratta soğutulur ve aseptik yani, her tür zararlı mikroorganizmadan arındırılmış bir bölmede steril ambalaja doldurularak, aynı anda kapanır. Böylece Besleyici bir gıda olan meyve suyunda, mikroorganizmaların, ki bunlar maya olabilir, küf olabilir, bakteri olabilir, oluşumu engellenir.

Hamilelik döneminde, en uygun gıda alımı için doktorunuzla sürekli temas önerilir. Pastörizasyon işleminden geçirilerek bakteri ve mikroorganizmalardan arındırılmış, sağlıklı ambalajda sunulan %100 meyve suları, hamilelik döneminde önem taşıyan mineral ve vitaminler için iyi bir kaynak olabilir.

Sektörde pek çok üretici, Helal sertifikasına sahiptir.

Yüzde 100 portakal suyu gibi, C vitamini içeriği ile gribe iyi gelen meyvelerden üretilen meyve suları, gribe iyi gelebilir. Tüketicilerin, sağlık konularında hekimlere başvurmaları önerilir.

Diyabet hastalarının ve şeker düzeyini sürekli kontrol altında tutması gereken kişilerin, en uygun gıda diyeti için doktorlarına düzenli olarak danışması önerilir.

Gıdaların kan şekerini yükseltme hızının göstergesi olan glisemik indeks, besinlerde bulunan karbonhidrat miktarına göre hesaplanır. Buna göre, değeri 55’den altındaki gıdalar düşük, 55-69 arasında olanlar orta, 70’den fazla olanlar yüksek olarak sınıflandırılır. Meyvelerin kendisi gibi, sadece meyve içeren %100 meyve suları, glisemik indeks değeri düşük, doğal şeker içeren gıdalar arasında yer alır. %100 portakal suyunun glisemik indeksi 50 iken %100 elma suyununki 41’dir.

Kaynak: http://care.diabetesjournals.org/content/31/12/2281.full-text.pdf

Meyve suyu fabrikaları, meyve üretiminin yoğunlaştığı yöreler başta olmak üzere, yurdun dört bir yanında yerel ekonomiye katkı sağlamaktadır.

Bilimsel bulgular, kilo yönetiminde yaşam stili ve gıdalarla ilgili tercihlerin önemini ve meyve suyunun, bu konudaki farklı görüşlerin aksine, sağlıklı gıdalarla birlikte tüketildiğinde, kilo yönetimine yarar sağlayabildiğini gösterir niteliktedir.

Brezilya Sao Paulo Devlet Üniversitesi (UNESP), Eczacılık Fakültesi, Gıda ve Beslenme Departmanı’nın Beslenme Laboratuvarınca gerçekleştirilen bir araştırma, düşük kalori diyetiyle birlikte portakal suyu tüketiminin, kilo kaybına ve obeziteye ilişkin göstergelerde düzelmeye yarar sağladığını göstermiştir (https://www.nutritionjrnl.com/article/S0899-9007(17)30004-7/fulltext).

Ayrıca, Avrupa’da 7 ülkede, 1441 yetişkinin katılımıyla düzenlenen Food4Me isimli bir diğer araştırmanın bulguları, meyve suyu tüketiminin, daha düşük beden kütle indeksi değerleriyle istatistiksel açıdan anlamlı olduğunu göstermiştir (https://www.nature.com/articles/s41430-017-0004-y).

Bilimsel bulgular, kilo yönetiminde yaşam stili ve gıdalarla ilgili tercihlerin önemini ve meyve suyunun, bu konudaki farklı görüşlerin aksine, sağlıklı gıdalarla birlikte tüketildiğinde, kilo yönetimine yarar sağlayabildiğini gösterir niteliktedir.

Brezilya Sao Paulo Devlet Üniversitesi (UNESP), Eczacılık Fakültesi, Gıda ve Beslenme Departmanı’nın Beslenme Laboratuvarınca gerçekleştirilen bir araştırma, düşük kalori diyetiyle birlikte portakal suyu tüketiminin, kilo kaybına ve obeziteye ilişkin göstergelerde düzelmeye yarar sağladığını göstermiştir (https://www.nutritionjrnl.com/article/S0899-9007(17)30004-7/fulltext).

Ayrıca, Avrupa’da 7 ülkede, 1441 yetişkinin katılımıyla düzenlenen Food4Me isimli bir diğer araştırmanın bulguları, meyve suyu tüketiminin, daha düşük beden kütle indeksi değerleriyle istatistiksel açıdan anlamlı olduğunu göstermiştir (https://www.nature.com/articles/s41430-017-0004-y).

Meyve üreticisinden fabrikaya gelen meyvelerin geçirildiği ilk işlem, ayıklama işlemidir. Bu aşamada, çürük ve olmamış meyveler ayıklanır ve ardından iki kademeli yıkamaya tabi tutulur. Çürük tek bir meyve, tüm bir kazanı bozacağı için, bu ayıklama işlemine büyük önem verilir ve çürük meyve asla işlenmez. Bu işlem gereği gibi yapılmadığı takdirde, bunu çok kolaylıkla tespit etmek mümkündür. Çürük ve küflü meyve kullanarak üretilmiş meyve suyu, gıda kontrol laboratuarında mikrobiyolojik analizler ile kolayca saptanabilir.

Meyve sularının bağımlılık yaptığına yönelik herhangi bir bilimsel veri ya da bulgu bulunmamaktadır.

Meyve oranı için fosfor, potasyum, magnezyum ve formol sayısı analizleri yapılmaktadır. Meyve suyu fabrikalarına gelen ve hammadde olarak kullanılacak meyvelerde, çürük meyve gibi genel kontrollerin yanı sıra, pestisit, ağır metal, mikrobiyolojik bulaşma gibi konularda analiz yapılır ve şahit numuneler fabrikada tutulur. Bulaşma kontrolünün bir aşaması olarak ürün fabrikadan hemen gönderilmez. Üründe herhangi bir sıkıntı varsa, bekletme süresi içerisinde fark edilir.

%100 meyve suyu, nektar, meyveli içecek veya aromalı içeceklerin üretiminde iki yol izlenebilmektedir.

Birincisi ve en yaygın olanı; kısa anlatımı ile, ‘sıkılmış’, ‘pastörize edilmiş’ ve içindeki suyun büyük kısmı buharlaştırılarak ‘konsantre edilmiş’ MEYVE SUYU KONSANTRESİ kullanmaktır. İkincisi ise ‘sıkılmış’ ve ‘pastörize edilmiş’ MEYVE SUYU kullanmaktır. Yani aradaki tek fark meyvenin suyunun buharlaştırılmasıdır.

Markalar, konsantreden üretilen ürünleri, mevzuat gereği etiketlerinde “Konsantreden üretilmiştir” benzeri bir ifade ile belirtmek durumundadır.

Halk arasında meyve suyu ve benzeri içeceklerin tümü ‘meyve suyu’ olarak adlandırılır. Ancak söz konusu içecekler, meyve oranına göre farklı kategorilere ayrılır. Türk Gıda Kodeksi’ne uygun olarak 4 kategori tanımlanmıştır. Bunlar sırasıyla aşağıdaki gibidir:
1. Meyve suyu (Yüzde 100 oranında meyve)
2. Meyve nektarı (Yüzde 25 – Yüzde 99)
3. Meyveli içecek (Yüzde 10 – Yüzde 24)
4. Aromalı içecek (Yüzde 10’dan az)

Yukarıda da bahsedildiği gibi, çok uzun yıllar meyve oranı dikkate alınmadığı için, her türlü meyveli içecek ‘meyve suyu’ olarak adlandırılmıştır. Şu anda yasa ile tariflenmiş olmasına rağmen, tüketicinin zihninde ‘meyve suyu’ ile nektar, meyveli içecek ve aromalı içecek kavramları birbirine karışabilmektedir. Bu karışıklığı bertaraf etmek ve tüketiciyi en doğru şekilde bilgilendirmek amacıyla meyve suyu üreticileri etiketlerinde ‘meyve suyu’ yerine ‘Yüzde 100 meyve suyu’ yazmayı tercih etmektedirler.

Gıda Bilimcisi Prof. Dr. Aziz Ekşi yanıtlıyor:

Gıda Bilimcisi Prof. Dr. Aziz Ekşi yanıtlıyor:

Meyvelerin üretim ve hasat zamanları birbirinden farklıdır ve bu sebeple, her mevsim bütün meyveler hazırda bulunmaz. Gerek lezzet açısından gerekse içerdiği vitamin, mineral gibi yararlı maddelerin oluşması açısından meyvelerin, doğal mevsiminde olgunlaşması çok önemlidir. Olgunlaşmasını tamamlamış meyveler sıkılarak elde edilen ‘meyve suyu’; meyve şekeri, vitamin, aroma ve çeşitli minerallerden oluşan ‘meyve özü’ ve sudan oluşmaktadır. Meyve suyu içindeki su oranı genel olarak yüzde 75 ila yüzde 90 seviyelerindedir. Elde edilen bu meyve suyunun bozulmadan saklanması riskli ve pahalıdır. Bu sebeple içinde yüksek oranda bulunan suyun büyük kısmı buharlaştırılarak, ‘meyve suyu konsantresi’ haline getirilir. Bu işlem, vakum altında ve düşük ısıda gerçekleştirilerek, meyve suyunun ‘öz’ü çok yüksek oranda korunur. Elde edilen konsantre gerektikçe meyve suyu üretiminde kullanılır. İşte bu kullanım sırasında, konsantreye sadece daha önce buharlaştırılmış suya eşit miktarda su ilave edilir. Böylece ilgili meyve suyu, konsantre edilmeden önceki haline dönüşmüş olur. İlave edilen su, özellikle duyusal, mikrobiyolojik ve kimyasal bakımdan uygun özelliklerde ve ‘İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmeliği’ne uygun niteliktedir.

%100 meyve suyu, nektar, meyveli içecek veya aromalı içeceklerin üretiminde iki yol izlenebilmektedir.

Birincisi ve en yaygın olanı; kısa anlatımı ile, ‘sıkılmış’, ‘pastörize edilmiş’ ve içindeki suyun büyük kısmı buharlaştırılarak ‘konsantre edilmiş’ MEYVE SUYU KONSANTRESİ kullanmaktır. İkincisi ise ‘sıkılmış’ ve ‘pastörize edilmiş’ MEYVE SUYU kullanmaktır. Yani aradaki tek fark meyvenin suyunun buharlaştırılmasıdır.

Markalar, konsantreden üretilen ürünleri, mevzuat gereği etiketlerinde “Konsantreden üretilmiştir” benzeri bir ifade ile belirtmek durumundadır.

Halk arasında meyve suyu ve benzeri içeceklerin tümü ‘meyve suyu’ olarak adlandırılır. Ancak söz konusu içecekler, meyve oranına göre farklı kategorilere ayrılır. Türk Gıda Kodeksi’ne uygun olarak 4 kategori tanımlanmıştır. Bunlar sırasıyla aşağıdaki gibidir:

Meyve suyu (Yüzde 100 oranında meyve)
Meyve nektarı (Yüzde 25 – Yüzde 99)
Meyveli içecek (Yüzde 10 – Yüzde 24)
Aromalı içecek (Yüzde 10’dan az)

Yukarıda da bahsedildiği gibi, çok uzun yıllar meyve suyu içeriği dikkate alınmadığı için, her türlü meyveli içecek ‘meyve suyu’ olarak adlandırılmıştır. Şu anda yasa ile tariflenmiş olmasına rağmen, tüketicinin zihninde ‘meyve suyu’ ile nektar, meyveli içecek ve aromalı içecek kavramları birbirine karışabilmektedir. Bu karışıklığı bertaraf etmek ve tüketiciyi en doğru şekilde bilgilendirmek amacıyla meyve suyu üreticileri etiketlerinde ‘meyve suyu’ yerine ‘Yüzde 100 meyve suyu’ yazmayı tercih etmişlerdir.

‘Meyve suyu’, ‘nektar’, ‘meyveli içecek’ ve ‘aromalı içecek’lerden oluşan tüm içeceklerin raf ömrünü belirleyen tek etken, üretim sürecinde, dolumdan önce uygulanan PASTÖRİZASYON işlemidir. Bu, bir ısıl işlemdir. Uygulanan ısı derecesinin yüksekliği ve bu ısı derecesine maruz kalma süresine bağlı olarak içeceğin ‘raf ömrü’ kısa veya uzun olur. Raf ömrü çok büyük oranda bu ısıl işleme bağlı olduğu için, hangi meyve çeşidi olursa olsun, eğer aynı işlem uygulanmış ise raf ömürleri de aynı olur.

Meyve suyu, nektar ve diğerleri, etiketinde yazılı son kullanım tarihine kadar açılmadan güvenle muhafaza edilebilir. Açıldıktan sonra ne kadar sürede tüketilmesi gerektiği ambalaj üzerinde beliritilir. Bu süre, açıldıktan sonra buzdolabında saklanmak şartıyla, 2 günü geçmemelidir.

Ürünün bozulmasını sağlayan etken küf ve maya gibi ‘mikroorganizmalar’dır. Ambalajlı ürünlerde, mikroorganizmaların etkisiz hale getirilmesi, ‘pastörizasyon’ ile gerçekleştirilmektedir. Ambalaja konmak suretiyle de ürünün havayla teması kesilmekte ve böylece mikroorganizmalar mutlak surette etkisiz hale getirilmektedir. Meyve suyu ambalajı açıldığı anda havayla temas başladığı için kısa sürede bozulma başlar, çünkü ürünlerde HİÇBİR KORUYUCU MADDE YOKTUR. Ambalaj açıldıktan sonra buzdolabında saklamak şartıyla 2 gün içinde tüketilmesi gerekir.

Aynı meyvelerin sularından farklı tatlar alınması, meyvenin yetiştirdiği iklim ve toprağın farklı olmasından kaynaklanır.

Meyve sularında kullanılabilecek katkı maddelerinin tanımları ve miktarları, Türk Gıda Kodeksi’nde belirlenmiştir.

Buna göre meyve sularında koruyu madde kullanılması yasaktır.

Öte yandan, uygulamada olan teknoloji ile de koruyucu kullanımı gereği ortadan kaldırılmıştır. Meyve sularında bozulmaya yol açan mikroorganizmaların öncelikle öldürülmesi ve daha sonra da mikroorganizma bulaşmayacak şekilde ambalajlanması gerekir. Mikroorganizmaların ölmesi için meyve suyu, 95 – 99°C’ da, 30 – 60 saniye boyunca tutulur, hemen ardından 20°C’de soğutulur ve aseptik “yani her tür zararlı mikroorganizmadan arındırılmış” bir bölmede steril ambalaja doldurularak, aynı anda kapanır. Böylece yeterli raf ömrü sağlanmış olur. Ambalaj açılmadıkça koruma etkisi sürer. Ambalaj açıldıktan sonra buzdolabında saklanmak koşuluyla raf ömrü 2 güne düşer, bu da meyve suyunun koruyucu içermediğinin kesin bir göstergesidir.

Evde sıkılan meyve suyu ile hazır meyve suları arasında besin değeri açısından çok az bir fark bulunur. Meyve suyu elde edilirken uygulanan ısıl işlem sırasında meyve suyunun sıcaklığa maruz kalma süresine bağlı olarak vitamin değerlerinde çok az bir kayıp görülebilmektedir. Minerallerde ise herhangi bir kayıp olmaz.

Portakal, elma, nar, armut vb meyveler doğal yapıları gereği doğrudan ya da tek başına %100 meyve suyu olarak tüketime uygun meyvelerdir. Ancak bazı meyve türleri, tek başına %100 meyve suyu olarak tüketilmeye uygun değildir. Örnek olarak; kayısı ve şeftali koyu kıvamlı iken; vişne ve limonun tadı çok ekşidir. Dolayısıyla %100 meyve suyu olarak tüketilemez. Bu durumda iki tip yöntem uygulanabilir.

Birinci yöntemde, meyve suyu bir miktar su ile seyreltilir, bu yüzden bozulan tat dengesinin yeniden sağlanması için şeker ve benzeri maddeler ilave edilerek nektar elde edilir.

İkinci yöntemde ise; %100 meyve suyu olarak tüketilemeyen meyve sularına, başka meyve suları karıştırılarak %100 karışık meyve suları elde edilir.

Meyve sularının sağlığa faydası, içerdiği meyvelerin faydalarına göre değişiklik gösterir. Dolayısıyla, birinin daha yararlı olduğu ifadesi yerine farklı noktalarda yararlı oldukları ifadesi daha uygundur. Meyvelerin ve paralel olarak meyve sularının sağlığa yararlı vitamin, mineral ve antioksidan içerikleri birbirinden farklıdır.

Meyve suyunda kullanılan hiçbir madde kesinlikle kanserojen değildir. Buna yönelik herhangi bir bilimsel bulgu bulunmamaktadır.

‘Sitrik asit’ için kanserojen algısının ortaya çıkması bir isim benzerliğine dayanır. Vücutta bulunan bir metabolik dönüşüm olan ‘sitrik asit döngüsünü’ keşfeden Alman bilim adamı Ahns Krebs’den dolayı, bu döngü ‘krebs döngüsü’ diye de anılır. ‘Krebs’ kelimesi Almanca’da ‘kanser’ anlamına gelir. Bu yüzden oluşan algı nedeniyle, ‘sitrik asit’ ile ‘kanser’ kelimleri halk tarafında ilişkilendirilmektedir. Oysa, ‘sitrik asit’, çoğu meyvede doğal olarak bulunan bir asit çeşididir ve kanser ile ilgili yoktur.

Gıda maddelerinin zararsızlık durumu, bilimsel araştırmalar sonunda belirlenir. Zararsızlık dozu belirlenen ve güvenli kullanım koşulları bilinenlere bir kod verilir. Bu kod, Avrupa Birliği’nin simgesi olarak, Avrupa sözcüğünün İngilizce söylenişi olan ‘Europe’ kelimesinin baş harfinden gelen E kodudur. Bu ve benzeri kodlar, endeksleme sistemi oluşturulmak için verilir. Böylelikle, tüketicinin de ambalaj üzerinde bilgilendirilmesi amaçlanır. Bu kodlar Avrupa Birliği tarafından her katkı maddesi için belirlenir. E330 ise bu grupta, sitrik aside verilen koddur.

Meyve üreticisi tarafından, meyve suyu yapımında işlenmek üzere fabrikaya getirilen meyveler arasında henüz tam olarak olgunlaşmamış (ham) ve/veya çürük meyveler bulunması olasıdır. Dolayısıyla uygulanan ilk işlem, ayıklama işlemidir. Bu aşamada, çürük ve olmamış meyveler ayıklanır ve ardından iki kademeli yıkamaya tabi tutulur. Böylece işlemeye uygun olmayan meyveler üretim hattından elenir.

Fabrika çalışanlarının arasında bir yaygın bir söylem vardır: Kendi yiyemeyeceğin meyveyi asla banttan geçirme!

Halk arasında meyve suyu ve benzeri içeceklerin tümü ‘meyve suyu’ olarak adlandırılır. Ancak söz konusu içecekler, meyve oranına göre farklı kategorilere ayrılır. Türk Gıda Kodeksi’ne uygun olarak 4 kategori tanımlanmıştır. Bunlar sırasıyla aşağıdaki gibidir:

Meyve suyu (Yüzde 100 oranında meyve)
Meyve nektarı (Yüzde 25 – Yüzde 99)
Meyveli içecek (Yüzde 10 – Yüzde 24)
Aromalı içecek (Yüzde 10’dan az)

Portakal, elma, nar, armut vb meyveler doğal yapıları gereği doğrudan ya da tek başına %100 meyve suyu olarak tüketime uygun meyvelerdir ve meyve oranları yüzde yüzdür. Dolasıyla %100 meyve suyu olarak ifade edilirler.

Ancak bazı meyve türleri, tek başına %100 meyve suyu olarak tüketilmeye uygun değildir. Örnek olarak; kayısı ve şeftali koyu kıvamlı iken; vişne ve limonun tadı çok ekşidir. Dolayısıyla %100 meyve suyu olarak tüketilemez. Bu durumda iki tip yöntem uygulanabilir.

Birinci yöntemde, meyve suyu bir miktar su ile seyreltilir, bu yüzden bozulan tat dengesinin yeniden sağlanması için şeker ve benzeri maddeler ilave edilerek nektar elde edilir.

İkinci yöntemde ise; %100 meyve suyu olarak tüketilemeyen meyve sularına, başka meyve suları karıştırılarak %100 karışık meyve suları elde edilir.

Evet vardır… Türk Gıda Kodeksi Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği’ne göre, meyve sularının etiketlerinde ‘Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi’nin (TETT) belirtilmesi şart koşulmuştur. Üretim tarihinin yazılması ise zorunlu tutulmaz, tamamen üretici firmanın tercihine bağlıdır.

Etiketlerde, üretici firma, içerik bilgileri, parti numarası, net miktar ile son kullanım tarihi veya tavsiye edilen tüketim tarihi zorunlu olarak bulundurulur. Bunun dışında firmalar, tercihlerine göre ek bilgiler de sağlayabilir. Tüm bu bilgilerin dikkatle okunması ihtiyaca yönelik uygun tüketim için faydalıdır. Meyve suları ve benzeri ürünlerde belirtilen meyve oranları da beslenmeye katkısını ortaya koyan önemli bir göstergedir.

Meyve suyu ambalajlamasında kullanılan kutu, cam şişe ve metal kutuların tümü, geri kazanılabilir malzemeden üretilir. Bu yasal olarak bir zorunluluk olduğu için, tüm üretici firmalar tarafından uygulanır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca 14.03.1991 tarihinde yayınlanan Katı Atıkların Kontrolü Yönetmeliği ve 26.06.2007 tarihinde Ambalaj Atıkları Yönetmeliği adını alan yönetmelik gereğince, geri toplama ve geri kazanım mecburidir. Tüm bu ambalaj atıkları lisanslı geri dönüşüm kuruluşlarınca toplanır. Burada tüketiciye düşen önemli görev, ambalajları (şişe, metal, karton, alüminyum poşet vs) ayrıştırarak biriktirip, geri dönüşüm kuruluşlarının sağladığı toplama alanlarına atmaktır.

Meyve suları hiçbir şekilde glüten içermez. Tüketim için hastanın doktoruna danışmasında fayda vardır.

Türkiye’de, 1970li yılların başında kişi başına meyve suyu tüketimi 0.4 litre idi. 2000 yılında 4.4 litreye ulaşan tüketim, 2017 yılında 8,8 litre civarına ulaştı. Bunun 7.9 litresi meyve nektarına ve 0.8 litresi ise % 100 meyve suyuna aittir. Bu veriler doğrultusunda, tüketicinin zaman içinde pek çok faydasından dolayı seçimlerinde %100 meyve suyu ve nektarlara yer verdiğini söylemek mümkündür.

Türk meyve suyu tüketicisinin en fazla tükettiği meyve suyu çeşidi ve tadı, şeftali nektarıdır. Şeftali nektarını sırasıyla, karışık, vişne ve kayısı nektarı takip etmektedir. %100 meyve sularında ise en çok elma suyu ve portakal suyu tüketilmektedir.

Satın aldığımız meyvelerin tatları, her defasında farklılık gösterebiliyor. Kimisi daha ekşi, tatlı vb olabiliyor. Aynı şekilde, farklı markaların üretiminde işlediği meyveler de farklılık gösterebilir. Bu gerçek, birinin diğerinden daha iyi olduğunu ifade etmez sadece farklı tatlar sunar.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), günde bir küçük bardak (150 mL) meyve ve sebze sularının tüketilmesini önermektedir.

Beslenme uzmanları ve çeşitli uzmanlıklara sahip olan tıp doktorları, meyve suyu içmek için çok sayıda neden sıralamaktadır;

– Su miktarının yüksek olması
– Mineral deposu olması (potasyum, magnezyum gibi)
– Vitamin yüklü olması (A, C, E, folik asit vb)
– Polifenol, karoten, antosiyanin vb bileşikler sayesinde antioksidan özelliğinin bulunması
– Sıvının enerjiye hızlıca dönüşmesi

Dolayısıyla, meyve suyu;

– Ölçülü kalori sağlar.
– Kan basıncını dengede tutar.
– Kanser ve kalp hastalıklarından korumaya yardımcı olur.
– Bağışıklık sistemini güçlendirir.
– Sinir sistemini güçlendirir.
– Kas sistemini sağlamlaştırmaya yardımcı olur.
– Yaşlanmayı geciktirir.
– Cildin düzgünlüğünü ve esnekliğini sağlar.

Meyve suyu, tatlı bir sıvı gıda olmasından dolayı, yüksek kalorili olarak algılanmaktadır. Fazla kiloya yol açan nedenlerin başında da kalori gelir. Bu nedenle, meyve sularının kilo aldırdığı konusunda yanlış bir kanı yaygınlaşmıştır. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, aynı kanı meyve suyunun ana maddesi olan meyve için geçerli değildir. Meyve suyu, meyveden dönüşen bir içecek olarak, sağladığı kalori de meyve ile aynı ölçüdedir. Örneğin; 100 gram meyve ya da meyve suyu ya da meyve nektarının sağladığı kalori 45–50 kcal arasındadır. Meyve suları ayrıca, vitamin, mineral ve antioksidan yönünden zengin bir gıda takviyesidir. Bu nedenlerden dolayı, obeziteye sebep olması, aşırı miktarda tüketilmemesi şartıyla, mümkün değildir. Son yıllarda yapılan araştırmalar da obezite ile meyve suyu tüketimi arasında bir ilişki olmadığını ortaya çıkarmıştır. Hatta bazı durumlarda, meyve suyu tüketen gençler ve çocuklar arasında daha az obezite hastalığına rastlandığına dair bilimsel bulgular vardır.

Kaynak: (www.archpediatrics.com, Houston Academy of Medicine, on June 2, 2008, Theresa A. Nicklas, DrPH; Carol E. O’Neil, PhD, MPH, LDN, RD; Ronald Kleinman, MD, Association Between 100% Juice Consumption and Nutrient Intake and Weight of Children Aged 2 to 11 Years, July/August 2009, Carol E. O’Neil, PhD, MPH, LDN, RD; Theresa A. Nicklas, DrPH; Ronald Kleinman, MD, Relationship Between 100% Juice Consumption and Nutrient Intake and Weight of Adolescents)

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/18524747

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/20232604

Diş çürüklüğünü kolaylaştıran etkenler flor eksikliği ile ağız ve diş hijyeni eksikliğidir. Eğer bu iki konuya özen gösteriliyor ve düzenli olarak diş fırçalanıyorsa, herhangi bir gıdanın, özellikle dişe yapışma olasılığı olmayan ve ağızda kalma süresi çok kısa olan sıvı gıdanın diş çürüklüğüne neden olması olasılığı çok kısıtlıdır.

Antioksidan, organizmada serbest radikalleri tutan bileşiklerin genel adıdır. Sindirim, gerilim, çevre gibi faktörlere bağlı olarak oluşan serbest radikaller, hücreye ve DNA’ya zarar verir. Ayrıca bağışıklık sistemini zayıflatarak hastalanmayı kolaylaştırır ve yaşlanma sürecini hızlandırır. Antioksidanlar işte bu zararlı etkileri ortadan kaldırma görevi görürler. Bu nedenle sağlıklı yaşam için yeterli miktarda alınmaları önerilir. Meyve, sebze ve bir meyve türevi olan meyve suyu doğal antioksidan bakımından en zengin gıdalardır. Özellikle meyve suyuna kırmızı rengini veren bileşiklerin antioksidan etkisi oldukça yüksektir. Bunlar, vişne, nar, üzüm gibi meyvelerde bulunur.

Portakal, elma, nar, armut vb meyveler doğal yapıları gereği doğrudan ya da tek başına %100 meyve suyu olarak tüketime uygun meyvelerdir. Ancak bazı meyve türleri, tek başına %100 meyve suyu olarak tüketilmeye uygun değildir. Örnek olarak; kayısı ve şeftali koyu kıvamlı iken; vişne ve limonun tadı çok ekşidir. Dolayısıyla %100 meyve suyu olarak tüketilemez. Bu durumda iki tip yöntem uygulanabilir.

Birinci yöntemde, meyve suyu bir miktar su ile seyreltilir, bu yüzden bozulan tat dengesinin yeniden sağlanması için şeker ve benzeri maddeler ilave edilerek nektar elde edilir.

İkinci yöntemde ise; %100 meyve suyu olarak tüketilemeyen meyve sularına, başka meyve suları karıştırılarak %100 karışık meyve suları elde edilir.

İçeriği doğrudan meyvenin kendisi olan yüzde 100 meyve suları, meyve suyu gerektiren tüm yemek tariflerinde kullanıma uygundur. Yüzde 100 meyve suları, tariflerde katı meyvenin yerini tutmaz, ancak tat ve soslar için evde sıkılan meyve suyu gibi kullanılabilir.

Sindirim, gerilim, çevre gibi faktörlere bağlı olarak oluşan serbest radikallerin, hücreye ve DNA’ya zarar veren, bağışıklık sistemini zayıflatarak hastalanmayı kolaylaştıran, yaşlanma sürecini hızlandıran zararlı etkileri ortadan kaldırma görevi gören antioksidanların, sağlıklı yaşam için yeterli miktarda alınmaları önerilir. Meyve ve meyve suyu doğal antioksidan bakımından zengin gıdalardır. Özellikle meyve suyuna kırmızı rengini veren bileşiklerin antioksidan etkisi oldukça yüksektir. Bunlar, vişne, nar, üzüm gibi meyvelerde bulunur.

Meyve nasıl küflenebiliyorsa meyve suyu da uygun saklama koşulları sağlanmaz ise küflenebilir. Herhangi bir sebeple darbeye maruz kalan ambalaj deforme olabilir, delik, hasar, sızıntı oluşabilir. Bunların sebep olabileceği olumsuz etkileri ortadan kaldırmak için, satın alma sırasında ambalajın hasarsız olmasına dikkat etmek gerekir. Sızıntı yapan, bombaj yapmış, şişkin ambalajları satın almamak, evde açtıktan sonra da tümünü tüketilemiyorsa kalan kısmını buzdolabında saklamak ve 2 gün içerisinde tüketimi tavsiye edilir.

Vücuttaki yağın yanması için fiziksel aktivite ile aldığımız kaloriden fazlasını harcamamız gerekir. Bu nedenle tek başına hiçbir besin vücut yağlarını yakmada etkili değildir.

Portakal suyunun uykuyu etkilediğine dair doğruluğu kanıtlanmış bir bilgi yoktur.

Bu konuda en sağlıklı bilgi için hekiminize başvurmanızı öneririz.

Günlük sıvı ihtiyacımızın karşılanmasına yardımcı olan meyve sularının kanıtlanmış bir tok tutucu özelliği yoktur.

Kişisel farklılıklarla birlikte içilen miktara göre gaz yapıcı etkisi değişiklik gösterir. Bu konuda en sağlıklı bilgi için hekiminize başvurmanızı öneririz.

Anne sütünü artıran özel bir besin yoktur. Ancak emziren annenin salgıladığı süt nedeniyle artan günlük sıvı ve vitamin ihtiyacının karşılanmasında yardımcı olur.

Besinlerin pişik yapma özelliği yoktur. Bu konuda en sağlıklı bilgi için hekiminize başvurmanızı öneririz.

Bu konuda doğruluğu kanıtlanmış bir bilgi yoktur.

Kahvaltıda veya diğer öğünlerde besinlerle birlikte alınması tavsiye edilir. Bunun nedeni C vitaminin, et, yumurta, kurubaklagiler gibi demir ihtiva eden besinlerle birlikte tüketilmesi durumunda demir emilimini kolaylaştırmasıdır. Portakal suyunda var olan C vitamini önünden zengin bir gıdadır.

Kaynak: http://www.pediatriportali.com/resimler/102_demir.pdf

Meyve suyu, tavsiye edilen miktarlarda tüketildiği sürece, sağlıklı bireylerde midede herhangi bir soruna neden olmaz. Sağlık Bakanlığı onaylı Türkiye’ye Özgü Beslenme Rehberi’nde, günde 180 ml civarında meyve suyu tüketimi önerilmektedir. Bu konuda en sağlıklı bilgi için hekiminize başvurmanızı öneririz.

Portakalda bulunan çözünür posa dışkının hacmini ve yumuşaklığını arttırarak kabızlığı önler. Ancak portakal suyunda posa miktarı azalsa da kabızlığa neden olmaz. Yine de, bu konuda en sağlıklı bilgi için hekiminize başvurmanızı öneririz.

Bazı gıdaların, bazı ilaçlarla farklı etkileşimler gösterebildiği bilinmektedir. Bu konuda en sağlıklı bilgi için hekiminize başvurmanızı öneririz.

Meyve sularının raf ömrü, Pastörizasyon işlemiyle sağlanır. 200 yıldır bilinen ve uygulanan Pastörizasyon, kritik ve özünde oldukça basittir. Bozulmaya yol açabilecek mikroorganizmaların ölmesi için meyve suyu 95 – 99 °C’ da, 30 – 60 saniye boyunca tutulur, hemen ardından 20 santigratta soğutulur ve aseptik yani, her tür zararlı mikroorganizmadan arındırılmış bir bölmede steril ambalaja doldurularak, aynı anda kapanır. Özel geliştirilmiş karton ambalaj, cam şişe ya da teneke kutuda, mikroorganizma bulaşmayacak şekilde ambalajlanan meyve suyu, kapağı açılmadıkça uzun süre bozulmaz.

Ambalaj açıldığında ise, havadan mikroorganizma bulaşır ve meyve suyu zamanla bozulur. Bozulma süresi sıcaklığa göre değişir, buzdolabında daha geç, oda sıcaklığında daha çabuk bozulur. Bu nedenle ambalajları üzerinde tavsiye edilen tüketim tarihi ve saklama koşulları yer alır.

Reflü veya gastriti olmayan sağlıklı tüketicinin tercihine bağlıdır. Bu konuda en sağlıklı bilgi için hekiminize başvurmanızı öneririz.

Her meyve suyunun, içeriğinde bulunan meyvelere göre sağladıkları faydalar da değişiklik gösterir. Ancak bu, birinin daha yararlı olduğu değil, farklı noktalarda yararlı oldukları şeklinde yorumlanmalıdır.

Bilimsel araştırmalara göre 100 gram portakal suyu; 152 mg potasyum, 11 mg kalsiyum, 15,3 mg fosfor, 36,4 mg C vitamini, 80 µg B1 vitamini, 20 µg B2 vitamini ve 0.29 mg niyasin gibi besin öğelerini içermektedir.

Portakal suyu ayrıca, flavonoidler ve karetenoidler gibi vücuda yararlı maddeler için de iyi bir kaynaktır.

Bir antioksidan olan C vitamininin en iyi kaynağı portakal suyu ağızdan alındığında, cilt yaşlanmasına karşı koruyucu etki sağlayabilir. Ancak cilde sürülmesi ile ilgili bilimsel bir kanıt yoktur.

Anne sütü alıp yeterli büyümeyi sağlayan bebeğe ilk 6 ay herhangi bir besin verilmez. Sindirim sistemi 6 aydan sonra yeterli hale geldiği için 6. aydan sonra başlandığında sorun oluşturmaz. Bu konuda en sağlıklı bilgi için hekiminize başvurmanızı öneririz.

Anne sütü alıp yeterli büyümeyi sağlayan bebeğe ilk 6 ay herhangi bir besin verilmez. Sindirim sistemi 6 aydan sonra yeterli hale geldiği için 6. aydan sonra başlandığında sorun oluşturmaz. Bu konuda en sağlıklı bilgi için hekiminize başvurmanızı öneririz.

Bu konuda en sağlıklı bilgi için hekiminize başvurmanızı öneririz.

Gıdaların, bazı bireylerde allerjik reaksiyona neden olabildiği bilinmektedir. Bu konuda en sağlıklı bilgi için hekiminize başvurmanızı öneririz.

Anne sütü alıp yeterli büyümeyi sağlayan bebeğe ilk 6 ay herhangi bir besin verilmez. 6 aydan sonra ek besinlere başlandığında meyve suları verilebilir. Bebeğe verilebilecek uygun meyve suyu ve miktarı için hekiminize başvurmanızı öneririz.

Yüzde 100 portakal suyu, bir bardağında (100 ml.) yaklaşık 8 mikrogram folat içerir. Bu miktar, günlük folik asit ihtiyacının yüzde 20’sini karşılar niteliktedir.